APOLLO’NUN GÖZYAŞLARI

Bütün eski kültürler unutulup gitmemeleri için hikayelerini imge ya da yazı biçimine dökmeye çalışmışlardır. Anlatılar bir kültüre ait olayları ve bilgileri koruyarak sonraki çağlara ulaştırmıştır. Biz de günümüzde bu kültürdeki isimleri markalar, bitkiler, tiyatrolar, filmler, uzay bilimi, şirket ve makine isimleri gibi bir çok alanda ilham vermek için kullanıyoruz.
Günümüzde her alanda en çok ismi geçen, en eski mitlerden biri olan Tanrı Apollo’nun (Apollon) hikayelerini anlatmadan önce mitlerin ne demek olduğuna bir bakalım.

MİTLER
Yunanca kökenli mitos, ”anlatı” demektir. Mitler, tanrıları, kahramanları ve doğaüstü yaratıkları vurgulayan kadim hikayelerdir. İnsan yaşamının bilinmezliğinden duyulan korkuyu hafifletmek üzere, dünyanın işleyişini açıklamaya ve belli sebeplere bağlamaya çalışırlar.
Tarihi yaratan ve bir çok bakımdan insanlığın gelişimini etkileyen mitler, nasıl ortaya çıktığını ya da zamanla nasıl evrim gösterip değiştiğini anlatma yoluyla dünyayı sınıflandırmaya ve yorumlamaya dönük ilk girişimleri temsil ederler. Yüzyıllar boyunca bu öyküler birbirlerinden beslenerek zenginleştiler. Günümüzde en çok bilinen örnekleri Yunan ve Roma tanrılarına ilişkin hikayelerdir.

YUNAN DİNİ
Yunanlılar tanrılarının sayısını, oluşan düşünce değişikliğine bağlı olarak birçok kez arttırmışlardır. Tanrılar her yerde hazırdırlar, her şeyi bilirler, kendilerini simgelerle belli ederler ve birçok işlevleri vardır. Çok güçlüdürler, doğa olaylarından sorumludurlar, insanların eylemlerine yön verirler. Ne yazık ki, onlar da kader karışında boyun eğmek zorundadırlar. Onlarla ayin ve dua ile ilişki kurulur, cevapları da rüya ve kehanetten beklenirdi. Kehanet hem kaini hem vahiyle haber vermeyi, hem de vahyin alındığı yeri ifade ederdi. Sorular kahramanlara, ölülere daha çok da tanrılara, özellikle Zeus ve Apollo’ya sorulurdu. Soru ve cevaplar başrahibe Pythia aracılığıyla aktarılırdı.
Zeus tanrıların babasıydı. Göğe ve bütün atmosfer olaylarına hükmederdi. Tüm tanrılardan daha güçlüydü.
Apollo’ysa tanrı Zeus ve tanrıça Leto’nun en güzel oğluydu, o tanrıların en güzeliydi. Saçları altın rengi ve gözleri gök mavisiydi. Masmavi bir tunik giyerdi. Giydiği giysi yüzünü ve bedenini daha da parlatırdı. Panter gibi güçlü ve parıldayan bir derisi vardı, göz alıcıydı. İnsanların yüzleri onu görünce aydınlanırdı. Üzerinde yay ve oklarını taşırdı. Altından arabası ve atları vardı. Geçtiği yerlere alev ve ışıltı bırakıyordu.
Zeus’tan sonra en büyük ve en güçlü bir tanrı olmasının yanında en çok acı çeken tanrı olma özelliğini de taşıdı. Mısır mitolojisinde tanrı Horus’un da anlamı Apollo demekti. O, acımasız bir savaşçıydı. Salgın hastalıkları gönderir; salgınları sadece kendi önleyebilirdi. Bazen tedaviyi oğlu tıp tanrısı Asklepios’a bırakırdı. Herkes her şeyi ona danışır, ondan yardım alırdı. Gençliğinde hırslı ve yarışmayı seven biriydi. Ama olgunluğunda herkese güzel sanatlar, şiir, matematik ve tıp alanındaki bilgeliğini gösterdi.

TİTYOS
Apollo çok iyi bir okçuydu, hedefini hiç bir zaman şaşırmazdı. Kardeşi Artemis ile paylaştığı bu okçuluk yeteneği Apollo’ya büyük bir üstünlük sağlardı.
Annesi olan tanrıça Leto’ya büyük sevgi ve saygı duyardı. Bir gün Zeus’un diğer karısı olan Elera’nın dev oğlu Tityos’la karşı karşıya geldi. Tityos, yerin derinliklerinde devlerin tanrısı Gaia tarafından korunurdu. Ancak Zeus’un bir diğer karısı olan kötü kalpli tanrı Hera, Tityos’u kışkırtı. Apollo annesi tanrıça Leto’ya karşı tecavüze yeltenen dev Tityos’u oklarıyla ve altın kılıcıyla öldürdü, ciğerini de akbabalara didiklettirdi.

PYTHON
Öfkeli ve cezalandırmayı seven tanrı Apollo, bir gün Delphoi tapınağını koruyan Python’la karşılaştı. Python çok büyük ejder bir yılandı. Apollo tapınağa geldiğinde yüz okla Python’u öldürdü ve Delphoi tapınağına el koydu.

DELPHOİ
Delphoi’deki tapınak en tanınmış olanıydı. Bu tapınak tanrı Apollo’ya adanan yüksek bir makamdı. Yunanlılarca bu tapınak evrenin merkezi sayılırdı. İnsana dönük organize siyasal ve dinsel bir merkezdi. Apollo aynı zamanda kehanet tanrısıydı. İnsanlar bu tapınağa gelip kehanete başvurmak, geleceklerini öğrenmek, günahlarından arınmak ya da güzel öğütler almak için bu tapınağa başvurur ve para öderdi. Parayı çekip çevirmek ve Apollo’ya sunulan hazinelere göz kulak olmak için iki rahip görevlendirilirdi. Burada başrahibe Pythia aracılığı ile Apollo’ya sorular yöneltilirdi.

CYRUS ve CROESUS
Antik Yunan döneminde Likya Kralı Croesus, bir gün Delphoi tapınağına geldi. Başrahibe Pythia’ya tanrı Apollo’ya sorması için bir soru yöneltti.
”Rahibe Pythia, Persliler ülkemi tehdit altında bırakıyor. Perslilerle savaşmalı mıyım? Bu söylediklerimi Apollo’ya akratabilir misin? ”
Pythia’ysa Apollo’ya şu soruyu yöneltti.
”Tanrı Apollo! Likya Kralı Croesus, Pers Kralı Cyrus’la savaşa girmeli mi?”
Tanrı Apollo’ysa şu cevabı verdi.
”Perslerle bir savaşa girilecek olursa, Croesus’un krallığı yıkılacaktır!”
Bu cevaptan hoşlanmayan Lidya Kralı Croesus, Tanrı Apollo’nun sözlerine itimat etmedi ve Perslilere saldırarak büyük bir hata yaptı.
Croesus savaşı kaybetti ve krallığı yıkıldı. Pers Kralı Cyros askerlerine, Croesus’un yakılmasını emretti.
Efsanaye göre sonunda Likya Kralı Croesus, kendisini kurtarması için tanrı Apollo’ya seslendi.
”Apollo! Apollo! Yardım et!”
Odunların alev almasıyla birlikte aniden şiddetli yağmur yağmaya başladı ve alevler söndü. Tanrı Apollo, onu kurtarmaya gelmişti ve Croesus yanarak ölmekten kurtulmuştu.

Ayrıca ‘’Cyrus ve Karun’’ adlı yazımı okumak için aşağıdaki linke tıklayınız.

https://esradogrul.com/2017/05/26/cyrus-ve-karun/

MARSİAS
Tanrı Apollo, müziği de çok severdi. Bunun için de kendi elleriyle bir ”lir” yaptı. Onunla yetenekleri konusunda kimse yarışamazdı. Çok kibirliydi. Hırslarının büyümesiyle birlikte kıskançlığı da arttı.
Efsaneye göre, M.Ö. 4000 yıllarında, Tanrıça Athena geyik kemiği üzerine delikler açarak ilk flütü icat etti. Buluşu ile gurur duyan Athena, tanrılar önünde çalmak için tanrıların ziyafetine katıldı. Şölende Aphrodite ve Hera, flüt çalarken yüzünün aldığı şekille alay edince Athena sinirlendi ve toplantıyı terketti. İda Dağı (Kaz Dağı) eteklerinde bir su kaynağına gidip yansımasında, çalarken yanaklarının şiştiğini ve çirkinleştiğini görünce, flütü lanetleyip attı ve onu tekrar kullananı çok büyük cezalara çarptırılmasını diledi.
Bundan haberi olmayan çoban Marsias kırlarda dolaşırken flütü buldu ve çalmaya başladı. Tanrıça Athena’nın icat ettiği flüdün sesine hayran kalan Marsias, çok güzel ezgiler çalmaya başladı. Giderek ustalaşan Marsias’ın ünü tüm çevreye yayıldı.
Güzel sanatların ve müziğin de tanrısı olan Apollo bunu duyar duymaz, Marsias’ı yarışmaya davet etti. Apollo lir çalmada çok ustaydı. Kimse onunla yarışmaya cesaret edemezdi. Kendine olan güveni Marsias’ı, tanrı Apollo’nın liriyle yarışmaya cüret ettirdi.
Apollo, yarışma teklifini kabul eden Marsias’a şunları söyledi.
”Eğer beni yenersen istediğin cezayı verebilirsin!”
Yarışma tanrı Timolos’un dağı olan Bozdağ’ın eteklerinde, Frigya Kralı Midas’ın başkanlığında, jüri heyeti, musalar(Antik Yunan’da ilham perileri) ve halkın önünde yapıldı.
İlk önce flütünle Marsias çaldı ve melodi harikaydı. Sonra Apollo’nun sırasıydı. Apollo liriyle uyuşan notalarla oynuyordu ve sesi cennet gibi etrafındaki her şeyi büyülüyordu.
Apollon’un nasıl meydan okuduğu ile ilgili iki farklı inanış vardır:
Birincisi, Apollo yarışmanın galibi ilan edildi ve yarışmayı kaybeden Marsias’ı bir çam ağacına bağladı. Sonra rustik tanrılar onu kurtardı.
İkinci inanışsa, halkın oyu Marsias’tan yanaydı. Apollon’un cezalandırmasından korkan jüriyse kararını açıkladığında, Kral Midas adil davranarak iki puan sayılan oyunu Marsias’a verdi ve berabere kaldılar. Marsias beraberlikten hoşnuttu. Ama Apollon öfkeyle lirini baş aşağı çevirip aynı melodiyi yeniden çaldı. Marsias’tan da aynısını yapmasını istedi. Jüri, bu meydan okumanın adil olduğuna karar verdi. Flütün tersten ses çıkarmaması yüzünden Marsias yenildi. Apollo Kral Midas’dan da öcünü alarak ve onun kulaklarını eşşek kulaklarına çevirdi. Marsias’ıysa bir çam ağacına bağlayıp diri diri derisini yüzdü. Apollo hırsları yüzünden bu yaptığından dolayı utanç ve üzüntü duydu. Lirini kırarak bir daha çalmamaya yemin etti.
Marsias’ın gözyaşları ile oluştuğu rivayet edilen ve Antik Çağ’da Marsyas ırmağı olarak anılan akarsu, günümüzde, Muğla ve Aydın il sınırları içinde yer alan ve yine Büyük Menderes nehrine dökülen, Çine çayı’dır. Çine çayı, Muğla’nın Yatağan ilçesinin doğusunda Sarıgerme deresi ve Karagedik dağlarından beslenen ve Büyük Menderes Nehri’ne dökülen 359 kilometre uzunluğunda bir akarsudur. Daha sonra Gökbel Vadisi’nde bulunan Roma döneminde inşa edilmiş ve yayaların köprüden geçmesine hala izin verilen köprüye de ”Marsyas Köprüsü” ismi verildi.

EROS
Apollo tüm tanrıların içinde en iyi okçu olması herkes tarafından bilinmesine rağmen bununla övünmeyi severdi. Bir gün ormanda kendisi gibi okçu olan Afrodit’in oğlu olan Aşk Tanrısı Eros’ la karşılaştı ve ona meydan okudu. Kibriyle Eros’ un okçuluğuyla alay etti. Bunun üzerine Eros, Apollon’ a ders vermek için biri altın diğeri kurşun olan iki ok hazırladı. Altın oku sapladığı kişiye tutku ve sonsuz aşk verecekti. Kurşun olan oksa sapladığı kişiyi aşk ve tutkudan tamamen uzaklaştıracaktı. Eros altın okunu Apollo’ya, kurşun okunu da ormanda şarkılar söylerek gezen Daphne’ye sapladı. Bunun üzerine Daphne Apollo’dan nefret etti ve sürekli kaçmaya başladı. Apollo’nun aşkını bir türlü kabul etmek istemedi. Daphne yorgun düşene kadar koştu. Artık koşacak gücü kalmadığında yere yığıldı ve Toprak Ana’dan yardım istedi.
”Ey Toprak Ana! Beni ört, beni sakla, beni kurtar!” diyerek yalvarmaya başladı.
Toprak Ana, onun yakarışını duydu ve yorgunluktan ağrıyan bacaklarını sertleştirip oduna çevirdi. Daphne’nin bacakları gri renkte bir kabuksu görünüm aldı. Güzel kokulu saçları yapraklara dönüşmeye başladı ve kolları dallar halinde uzadı. Küçük ayaklarıysa kök olup toprağın derinliklerine doğru indi.
Çaresizce bir su perisinin kalbinin durmasını dinleyen Apollon’un Daphne ağacını kutsal ilan etti ve başına yapraklarından bir taç taktı. Daphne’nin adı günümüze ”defne ağacı” olarak yansıdı.
Efsanenin Antakya’nın Harbiye Belde’sinde geçtiği söylenmektedir. Antakya Mozaik Müzesi’nde Apollo ile Daphne’nin mozaiği bulunmaktadır. Harbiye’de bulunup defne ağaçları arasında uzanan şelaleler de, “Apollo’un Gözyaşları” olarak anılmaktadır.

DAPHNE
Bir rivayete göre de; Daphne bir “Nymphe” yani su perisiydi. Babası Yunan deniz tanrılarından biri olan Peneus’tu. Aynı zamanda Apollo’nun kız kardeşi Artemis gibi evlenmemeye ant içen bakire bir periydi. Bir gün Apollon, Thessalia kıyılarında ağaçlarla gölgelenen Peneus ırmağı kenarında, güzeller güzeli Daphne’yi gördü. İşte Daphne’nin hikayesi de burada başladı.
Daphne ormanların derinliklerinde dolaşmaktan, ay ışığında yabani hayvanları kovalamaktan ve avlamaktan zevk duyar, böyle eğlenirdi. Yalnız başına dolaşmayı çok seviyordu. Yalnızlık onun her şeyiydi. Apollon bir gün ormanda Daphne’yle karşılaştı ve onunla konuşmak istedi. Daphne’yse Apollo’nun niyetini anlamıştı. Apollo onu görür görmez aşık olmuştu bile. Daphne’ye aşkını itiraf etti ve aşkına karşılık vermesini istedi. Ama Daphne sonsuza kadar yalnız kalmaya yemin etmişti bir kere. Ayrıca erkeklerden nefret ederdi. Evlenmeyi asla istemezdi. Fakat Apollon ona delicesine tutulmuştu ve Daphne’nin peşini bırakmadı. Bunun üzerine Daphne Apollon’dan korkarak koşmaya başladı. Yakalanacağını anlayan Daphne, babası Peneus’ dan yardım istedi. Suyun tüm tanrıları, dönüşüm yeteneğini kullanarak su perisini defne ağacına dönüştürdüler.

HYACİNTUS
Apollo’nun talihsizliği bununla da kalmadı. Efsaneye göre Hyacinthus bir Sparta prensiydi. Olağanüstü güzellikte bir erkek olan bu gence hem Güneş Tanrısı Apollon hem de batı rüzgarın tanrısı Zefirus aşık oldu. Onun dikkatini çekmek için disk atma yarışı düzenlediler. Yarış esnasında rüzgarın yön değiştirmesini sağlayan Zefirus, Apollon’un attığı diski Hyancinthus’un kafasına isabet ettirdi ve onun ölmesine neden oldu. Apollo, Hyacinthus’u kollarının arasına aldı ve can verişini izledi. Apollo bu duruma çok üzüldü ve onun bir çiçek olarak yaşamasını istedi. Hyacinthus’tan toprağa damlayan kan orada ”sümbüle” dönüştü. Bu çiçeğin taç yaprakları üzerinde Apollon’un acı haykırışlarını (AI) ve Hyacinthus isminin baş harfini (Yunanca olarak) görebilirsiniz.

KORONİS
Yunan mitolojisinde Apollo’nun bir aşk öyküsü daha var. Apollo bu sefer de eşsiz güzellikteki Thessalian’ın (Teselya) sevilen prensesi Koronis’e aşık oldu ve onunla evlendi. Bu evlilikten hemen sonra Koronis hamile kaldı. Apollo gerçeğin tanrısının onu asla aldatmayacağını düşünüyordu. Ancak tanrı Koronis hamilelik döneminde ölümlü olan prens İskhys’le (Ischys) onu aldattı. Koronis’in ihanetini, o zamana kadar beyaz bir kuş olan karga haber verdi. Apollon, hızlı okçu kız kardeşi Artesmis’e onları öldürmesini istedi. Apollo, Artemis’in ölümcül veba oklarını, Koronis’in oklarla delik deşik edilmiş karnından çıkarıp, hayata kavuşturdu. Apollo, yeni doğan oğlu Akslepios’u (Asclepius) şifalı otları öğreten, bilge, fedakar, üstü insan altı at olan Chiron’a (Centaur Chiron) verdi. Bundan sonra, Apollo’nun oğlu Akslepios, tıbbın ve şifanın tanrısı olarak ilişkilendirildi. Kara haberi veren beyaz karga da, o günden sonra kara tüylü bir kuş oldu.

KİKLOP
Kikloplar alınlarının ortasında tek bir gözleri olan kaba saba devlerdi. (Kyklop ya da cyclops diye de yazılırlar.) İnatçı ve kaba kuvvetlerinden ötürü demircilik ve taş ustalığı gibi ağır işlerle uğraşırlardı. Volkanik kraterlerin derinliklerinden yükselen korkutucu sesler, kiklopların çalışıyor olmasına yorulurdu.
Şimşek, ”Steropes”, esip gürleyen, ”Brontes” ve parlak ”Arges- Uranos” anlamlarıyla ilişkilendiren ilk üç kikloplar en meşhur olanlarıydı. Titanlar Savaşı’ında özgürlüklerine kavuştuktan sonra Tanrı Zeus’a bu üç gücü silah olarak bahşettiler. Zanaatkar Kikroplar, deniz tanrısı Poseidon’un üç dişli yabası ve yer altı tanrısı Hades’in görünmezlik miğferi gibi son derece önemli özelliklere sahip silahlar ürettiler. Ayrıca Tanrıça Artemis’in ok ve yayını Ay ışığından; tanrı Apollo’nunkileriyse güneş ışığından yonttular.
Efsaneye göre, tıbbın ve şifanın tanrısı olan Asklepios, Kiklopların öldürdüğü bir insanı yeniden diriltince Hades öfkeden çılgına döndü. Bunun üzerine ölüler tanrısı Hades Olympos’a çıkarak Asklepios’u Zeus’a şikayet etti. Öfkelenen Zeus, yıldırımıyla Asklepios’u öldürdü. Asklepios’un babası Apollon da intikam almak için Zeus’a yıldırımı vermiş olan Kiklopları öldürdü. Savaşçıları öldüğü için öfkeden kuduran Zeus, Apollon’u sonsuza dek yerin altına Tartaros’a hapsetti. Apollo’nun göz yaşlarına dayanamayan annesi tanrıça Leto, kocası tanrı Zeus’a yalvardı. Zeus, Apollo’nun cezasını bir yıllık ağır işçiliğe indirdi.

Apollo ışığı, güneşi, dengeli ve uyumu, denetimi, düzeni, bilgiyi ve aklı çağrıştırır.
Apollo ışığı, güneşi, dengeli ve uyumu, denetimi, düzeni, bilgiyi ve aklı çağrıştırır.

Mitolojiden hemen sonra, felsefenin gelişmesi ve bilimin ilerlemesiyle aydın insanlar giderek tanrıların varlığından kuşkulandı. Kimileri mitolojik anlatımları uydurma ve olağan dışı sayarak alaya aldı. Mitoloji döneminde anlatılan olaylardan sıkılıp büyücülüğe önem vermeye başladılar. Büyüden sonra hortlaklardan ve bedduadan korkmaya başladılar. İnsanoğlunun her dönem inandığı bir şeyler hep vardı. Bir şeye bağlı kalma inancını hiç yitirmediler.

Umarım dünyadan uzaklaşma ve yeni dünyalar keşfetme isteğimiz Apollo’nun hayal kırıklıkları gibi gözyaşlarına dönüşmez.

Ay’a bir daha çıkılmamasının nedeni Apollo’nun hayal kırıklıklarıyla bağlantılı olabilir miydi?;)

Apollo 11’in ismi NASA’ya uğursuz gelmiş olabilir miydi?

Gelin bunu ”Ay” için yazdığım yazımda görelim;)

Biz insanoğlunu evrimleştiren hayal gücümüz ve inancımız oldu. 

Hayal gücünüzün yerini hiç bir şeye değiştirmemeliyiz. 

Sevgilerimle,

Esra DOĞRUL

Kaynakça:

Yunan ve Roma Mitolojisi-Colette Estin, Helene Laporte

Tarih-Herodot

http://www.theoi.com/Olympios/Apollon.html

http://greekmythology.wikia.com/wiki/Apollo

https://www.ancient.eu/apollo/

https://www.thoughtco.com/apollo-god-symbols-117070

https://www.britannica.com/topic/Apollo-Greek-mythology

https://www.tripsavvy.com/facts-about-greek-god-apollo-1524420

http://www.crystalinks.com/apollo.html

http://www.greek-gods.info/greek-gods/apollo/myths/apollo-daphne/

http://www.greek-gods.info/greek-gods/apollo/myths/apollo-marpissa//

https://www.thoughtco.com/apollo-and-marsyas-119918

3 Comments

  1. yine hayal gücümüzün canlanmasını ve nöronların uyarılmasını sağladığın içi teşekkürler. Defne efsanesini ilk kez okudum ve mitlerin hayatımızda görünmeyen enderin parçası olduğunu görmüş oldum…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s