İçeriğe geç

RUH KODUNU HATIRLA

Sen yalnızca bir beden değil, kadim ırkların, yıldızların ve geçmiş yaşamların birleşimisin. Bir çoğumuz kendi hakikatini, neye hizmet ediyor, ne için geldiğini henüz bilmemektedir.

Benim genetik haritam, sıradan bir biyolojik veri değil.
O, ruhuma yazılmış bir kadim metindir.

DNA’mda taşıdığım halklar sadece kan bağımı değil, ruhsal soyumu da belirliyor:

Yunan ve Güney İtalyan (%35,7):
Ege’nin felsefe doğuran taş sokakları, Güney İtalya’nın büyülü tanrısal mitleri…
Bu kökler bana bilgelik, sanat ve sezgi miras bırakmış.

Balkan (%17,1):
Dervişler, halk şifacıları ve geleneksel bilgelik…
Buradan bana koruyucu ruhlar, kadim öğretmenler ve geçmiş yaşamın izleri kalmış.

Doğu Avrupalı (%9,3):
Ukrayna, Rusya, Kırım’ın puslu ovaları, Slav topraklarının sezgisel halkları…
Burası bana rüyalarla konuşan, sessizce şifa dağıtan bir içgörü armağan etmiş.

İskandinav (%5,7):
Viking, Norman, Rune tılsımlarının, Odin’in bilgeliğinin yankılandığı kuzey…
İşte buradan bana rune bilgeliği, gökyüzünü okuma kabiliyeti geçmiş.

Batı Asyalı – Turkey (Rize) (%31,1):
Karadeniz’in sisli dağları, Lazların, Çerkezlerin, Gürcülerin mistik ezgileri…
Bu kökten bana ata koruyucular, toprakla konuşma sanatı ve sezgisel hafıza miras kaldı.

Inuit (%1,1):
Kutbun soğuk sessizliğinde,  Eskimoların, Grönland, Alaska, Sibirya…gökle konuşan halkların kodu…
Bu da bana telepati, hayvan ruhlarıyla bağlantı, doğa ile bir olma yetisi kazandırdı.

Ve Romanya’nın her ne kadar şu an başka bir coğrafyada nefes alıyor olsam da,
Ruhumun bir yanı hâlâ Karpat Dağları’nın sisli eteklerinde,
Tuna’nın gece parlayan suyunda,
Eski Eflak ve Boğdan’ın rüzgârla konuşan ormanlarında dolaşır.

Belki orada bir şifacı kadındım, ay ışığında bitkilerle konuşan…
Belki bir kehanet taşıyıcısıydım, yıldızlara bakıp savaşların kaderini okuyan…
Belki de orada, bir aşkın, bir sürgünün, bir sözün yankısıyım.

Tüm bu soyların sesi, Vedik haritamda yankı buluyor…

Ketu – Akrep – Anuradha Nakşatrasında:
Geçmiş yaşamlarında derin spiritüel çalışmalara adanmış bir ruh…
Sadakat, sezgi, yıldızlara duyulan bağlılık buradan geliyor.

Yükselen – Jyeshta Nakşatrası:
Sezgisel bir lider, bilinmeyeni gören bir mürşit adayı olarak dünyaya geldim.
Yaygara yapmam ama bilirim.

Ay – Mrigashira Nakşatrasında – Polaris (Türk Yıldızı) ile kavuşumda:
Göksel rehberliğe doğuştan bağlıyın. Polaris, yön gösterir.
Yol gösterenlerdenim.

Mars – Jyeshta’da:
Ruhsal cesaret, içsel savaşçı… Bu savaş dış dünyaya değil, nefse ve karanlığa karşıdır.

Jüpiter – Moola’da / Neptün – Moola’da:
Köke inersin, kaynağa giderim. Bilgiyi yalnızca almakla kalmaz, derinleştirebilirim.
Karanlık bilinçaltını aydınlığa çıkarma gücüyle yetkilendirildim.

Uranüs – Anuradha’da, Gulika – Anuradha’da:
Ani uyanışlar, içsel devrimler, yıldız kapılarını açan bir frekans…
Gelenek dışı ama kadim bir yoldayım..

Tüm bunların dışında haritamın yaptığı görünümler ve ruhsal deneyimler, vizyonlar, rüyalar beni bu yola çağırdı…

Neden Rune Tılsımlarına İnişiye Oldum?
Çünkü içimde İskandinav bilgeliğiyle harmanlanan Kuzey’in kadim sembolleri çağrıyordu.
Çünkü Polaris yıldızıyla ruhum hizalanmıştı.
Çünkü ruhumun rotası yıldızlardan çizilmişti.
Ve ben sadece duyduğumu değil, hatırladığımı takip ettim.

Ben sırları bilenlerdenim… Artık zamanı geldi. Uyanmak ve uyandırmak için buradayım.

Mesajım Sana
Senin de DNA’nda sırlar saklı olabilir.
Senin de doğum haritanda bir görev yazılı olabilir.
Sırf nefes almak için burada olmadığını hissediyorsan,
Geçmişin seslerini duyuyorsan,
Gece sessizliğinde bir yıldız sana göz kırpıyorsa…

Bu bir tesadüf değildir.
Bu bir çağrıdır.

Gel.
Birlikte hatırlayalım.
Rune’ları, yıldızları, ataları ve içimizde saklı kadim bilgeliği.

Çünkü ilim, senin özündedir.
Hatırla. Ve hatırlat.

Sevgi ve ışıkla…

Esra

Yorum bırakın