KARANLIKTA DANS EDENLER

Mağara, zeminin altında ışığın gerisinde kalan, bazı kısımlarında insan girişine izin verecek kadar geniş doğal bir deliktir. Çok çeşitli kaya türlerinde meydana gelen ve çok çeşitli jeolojik süreçlerin yol açtığı mağaralar, birbirine bağlanan farklı bölümleri ile bizleri şaşırtmaktadırlar.

Mağaralar, geçmişten gelen halen yaşayan ısı, nem, ışık ve kaya çeşitlerinden oluşan yeraltı boşluklarıdır. Benim tabirime göre ise yerin altındakilerle ve yerin üstündekilerle bağlantısı olan bir maddesel ruh. Evet evet yanlış duymadınız. Bir maddesel ruh. Bir mağaraya giripte orada birşeyler hissetmeyeniniz yoktur herhalde. Sanki birileri sizi gözetliyor, sizi duyuyorlarmış gibi hissedersiniz. Daha önce oralarda yaşamış olanlar, insanlar veya insansı varlık ya da herneyse. Günümüz de yerin üstünde oyalayacak o kadar çok şey var iken yeraltındakilerle bir kültür turlarına katılmakdıkça aklımıza bile gelmemektedir. Ben hem geçmişte, hem bu anda, hemde gelecekte yaşayan biriyim. Bugün her anlamda coşkulu , geçmiş için tarihini sorgulayan , gelecek için ise bazı hislere sahip bazı elektromanyetik alanlarımı fazlaca kullanıyor gibi olabilirim. İlgi alanı meselesi .

Mağaralar , dünyaya dağılmışlardır. İlk erkeğe benzer canlıların birçoğunun iskelet parçaları Güney Afrika’daki mağara yataklarında keşfedildi ve ilkel Neandertal Adam’ın ilk kanıtı da Almanya’nın Neander Vadisi’ndeki bir mağarada bulundu. İlk erken insan da Cro- Magnon ( Homosapiens ) 45.000 yıl öncesinde Karbon 14 yöntemi ile Fransa ve İtalya’da mağaralarda bulunmuştur. ( ikinci mağaranın İtalya ya da İspanya olduğu tartışılmıştır. ) Cro-Magnon ilk insanların atasıdır. Cro aslında bu eski insanların saklanmaları için kullandıkları Fransa’da bulunan bir mağaradır. Sonraları bilim insanları bu mağaranın adını eski Magnon kabilesinden etkilenip Cro-Magnon olarak değiştirmiştir. Mağaralar zamanında insanların ini olduğu için kısaca bahsetmek zorundaydım. İnsanları daha geniş bir yelpazede kısım kısım anlatacağım.

Çok uzağa gidersek şu anda NASA Mars gezegeninde bile yeraltı çalışmaları yapılmaktadır. 55.000.000 km geri gelirsek yani dünyamıza , burada da uzun yıllardır araştırmalar yapılmaktadır.Mağaraların bilimsel çalışmasına “speleoloji” adı verilmektedir. Sanki İtalyanca gibi. ” Spente ” kelimesinden esinlendim sanırım. Spente , İtalyanca da” sönmüş , karanlık” anlamlarına gelmektedir. Bence spente kelimesi İtalyanca da mağara için çok daha uygun . Ama Yunancadan geliyormuş. Bu ismin hangi zamandan ve nereden geldiğini başka bir bölümde inceleyelim. Çünkü ” diller hangi ırk ve milletlerin aynı topraklarda yaşadıkları ile çiçek ” açar yani şekillenir ve dönüşürler. Mağara bilimine ilgi duyanlarınız var ise bence harika bir bölüm. Tabii herkesin araştırmasına izin verilmiyor. Bu ülkelerin amaçlarına göre değişebiliyor.

Speleloji bölümü ile ilgili tüm dünyada okullarda ve bazı organlarda eğitim verilmektedir; İngiltere , İtalya, Avustralya, Fransa, Cezayir,Arjantin ,Belçika, Bosna Hersek ,Amerika Ohio’da , Missisippi’de , Brazilya , Bulgaristan , Kanada, Çin, Kolombiya,Kosta Rika , Hırvatistan, Küba, Çek Cumhuriyeti, Almanya,Yunanistan, İzlanda, Endonezya, İran, İrlanda,İsrail, Japonya, Kore, Lübnan, Kore, Lübnan, Lüksemburg, Meksika , Moğolistan, Hollanda, Yeni Zelanda , Norveç, Polonya, Porta Riko, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, Ukrayna ,Birleşik Krallık, Venezuela ve Vietnam’da .

Biliyorunuz ki Türkiye’de ve yurt dışında çoğu mağaraya ücretli bilet alarak girilir. Bunun sebebi devletin mağaraları koruma altına aldığı ve bunun için hem emek hem de bütçe gerektirdiği içindir. Ayrıca mağara çalışlanları vardır. Onların da emeklerinin karışlığı vardır. Tabii haklarını devtlerinden alırlar.

Sizlerle çoğunu ziyaret ettiğim en çok ilgimi çeken mağara türleri rüzgar mağaraları ve karstik mağaralar ile şekilleri sarkık, dikik , sutun ve traventel olanları ile ilgili görsellerden bahsedeceğim. Mağaralarda bulunan sarkıt,sütun ve dikit taşların bir santimetresinin oluşabilmesi için en az 17 sene geçmesi gerekmektedir. Bu yüzden bu sütunlara dokunmanızı tavsiye etmem. Aksi taktirde yeraltındakilere karşı doğa dostu olamayız. Bu mağaraların çoğu tesadüf eseri bulunmuşlardır. Kazı çalışmaları devam ettiği için bazılarının kilometreleri bilinmiyor ve halen keşfedilmemiş olanlar da var. Onlardan ülkemizde bolca vardır. Yurtdışında da görüp , hatırladığım bazı mağaraları da ekleyeceğim. Ancak her mağarada şeklin bozulmasından ötürü fotoğraf çekilmediğini belirtmek isterim. İşte o mağaralar bunlardır ;

1. Luray Caverns :
Amerika’ nın Virginia eyaletinde 1878 tarihinde Andrew Campbell tarafından tesadüf eseri bulunmuştur.Üzerinde büyük bir arazi üzerinde eski kasaba evleri vardır. Bu evlerde müzeliktir. İçlerinde eskiden yaşamış olan insanların giysilerinden tutunda , bebek arabalarına,dikişi makineleri , kullandıkları silahlara kadar İzin aldıktan sonra dışarıda bolca fotoğraf çekebilirsiniz. İçeride de flash patlatmadığınız sürece izin veriyorlar.Mağaranın yakınlarında konaklama yerleri ve milli parklar var. Mağaranın hemen çıkısında da hem eğlenebileceğiniz hem de klasik arabaları görebileceğiniz bir müze var. Mağara 13 km uzunluğunda olduğunu tamin ediliyor ancak 2,5 km’si halka açık durumdadır.

1969326_10152726342131542_633827607_n

Luray Cavens – VA

1625457_10152726378431542_1758821880_n

Luray Caverns Araba ve Caravan Müzesi

2. Petralona Mağarası :
Selanik şehrinin Haldikiki yarımadasında 1959 yılında keşfelmiştir. Mağaranın en önemli özelliği içinde Perralona adam dedikleri bir kafatasının kayalara splanmış olmasıdır. Bunun hakkında 50.000 – 700.000 yıl öncesine dahil söylentiler var. Günümüzde bu kafatasının ne tür bir insana ait olduğu bilinmemek ile birlikte , Homo sapiens mi neondertal mi ait olduğu tartışılmaktadır.

petralona kafa tası

Petralona mağarasındaki kafatası görüntüsü

3.Grotta Del Vento Mağarası : İtalya’ nın Toskano bölgesinin kuzeyinde Avrupa’ nın en ünlü mağaralarından biridir. Rüzgarlar vasıtası ilginç kireç taşı sarkıkları ve kaya modellerine rastlamak mümkündür.

grotta del vento

Grotta Del Vento mağarasından bir görüntü

4.Karaca Mağarası :
Türkiye’de Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Cebeli köyündedir. Mağarada diğer mağaralarda olduğu gibi sarkıklar sütunlar mağara şeklindedir. Ancak burada bir fark vardır. O da mağara içerisindeki havanın astım hastalarına ve solunum yolu hastalarına iyi gelmesidir.

2017-03-30 14.28.36

Karaca mağarası girişinde görüntü aldım.

5. Oylat Mağarası :
Oylat mağarasına bir çoğunuz gitmişsinizdir.Bursa’ nın İnegöl ilçesinde Yolu düşenler mutlaka ziyaret etsinler. Bu mağara depremler sonrasında suların aşındırmasıyla ve fay hatları ile oluşmuş , oyuklardan damlayan suların oluşturduğu sarkıt ve dikitleri vardır.

oylat mag

Oylat mağarasından bir görüntü

6.Gökgöl Mağarası :
Zonguldak’ ın en uzun 2. Mağarasıdır. Damlataş , sarkık ve sütunlar bulunmaktadır. Gezerken çok keyif almıştım. İçinde diğer mağaralara oranla daha çok rengarenk ışıklarla süslemişler. Sarkıklar pembeden maviye , maviden yeşile rengarenk görünmektedir. Karadeniz’e yolunuz düşerse mutlaka uğramadan geçmeyiniz. Zonguldak – Ankara yolu üzerindedir. Ulaşım gayet kolaydır.

20160604_172944-01

Gökgöl mağarasında çekildiğim bir resim

7. Cehennemağzı Mağarası:
Zonguldak’ın Kdz. Ereğli ilçesinde olan bu mağara ilkçağın en önemli kehabet merkezlerinden sadece biridir. O dönemlerde şu an sınırı içinde bulunduğumuz topraklarda uzun yıllar Yunanlar olduğu için bolca efsane ve hikaye mevcuttur. İçerisinde taşların içinde gizli insan şekilleri mevcuttur. Yunan mitolojisine göre Hades’ in ( Yunan mitolojisinde ölülere hükmeden yeraltı tanrısıdır. ) yönettiği ölülerin bulunduğu mağaranın ( yeraltının ) kapısında bekçilik yapan üç başlı köpek Kerbelos’ un silüeti kayalıkların üzerinde görünmektedir.

cehennemagzı magarası

Cehennemağzı mağarasında Meryem Ana silüeti

kerbelos kopek

Cehennemağzı mağarasında Kerbelos silüeti

8. Çal Mağarası:
Trabzon’daki Çal Mağarası, içindeki sarkıt ve dikitlerden oluşan muhteşem doğal şekilleri, 1,5 metre derinliğe ulaşan deresi, şelaleleri ve göletleri ile her mevsim turistlerin ilgisini çekmektedir. Şu an 1 km’ lik alanı gezilebilmektedir.

çal mağarası

Çal Mağarasının dıştan çekilmiş bir görüntüsü

9 . Ballıca Mağarası :
Ballıca Mağarası Tokat ilinin Pazar ilçesindedir. Çal mağarasından sonra dünyanın en büyük mağarası listesinde en baş sıraları almaktadır. Birçok mağara gibi bu mağaranında tamamı ziyarete açılmamıştır. Kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Yine aynı şekilde diğer mağaralarda olduğu gibi içeri fotoğraf makinası sokamazsınız. Bunun nedeni mağarada bulunan sarkıtların ve dikitlerin milyonlarca yılda oluşmuş olması ve fotoğraf makinasının flaşının bunlara zarar vermesidir. Ama sizi gezdiren rehber ya da görevli flash kullanmadan çekmenize izin verirseler çekebilirsiniz. Karanlıkta çekip evde photoshop ile açabilirsiniz renklerini.

ballıca mağarası

Ballıca mağarasından çekilmiş sarkık görüntüleri

10. İnaltı Mağarası :
İnatlı Mağarası Sinop İlinin bir ilçesi olan Ayancık’tadır. Ayancık İlçesi’nin İnatlı Köyü sınırları içerisinde yer alır. 1996 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından incelemeye tabi tutulmuştur. 300 metrelik bölümü ziyaretçiye açılmıştır. Mağaranın devamında 358 metre daha olduğu bildirilmiştir. Ancak 358 metrenin sadece 125 metrelik bölümünün turizme açılmasının uygun olduğu bildirilmiş, son bölümünün aşırı sulu ve çamurlu olması sebebiyle turizme açılamayacağı bildirilmiştir.

inaltı mag

İnaltı mağarasından bir görüntü

11. Yerküpe Mağarası :
Muğla’da yer alan bu mağara doğa harikası olarak karsınıza cıkar. Üstelik bahar ve yaz aylarda çeşitli sporlar ve piknik için elverişli hale geliyor. yerküpe Yaylasının hemen altında bulunmaktadır.

yerküpe mag

Yerküpe mağarasından bir görüntü

12. Damlataş Mağarası :
Antalya’nın Alanya ilçesinde bulunan Damlataş mağarası ,bir patlama sonucu bulunduğu söylenmektedir. Nem ve karbondioksit oranının yüksek olması sebebi ile bu mağaranın astım ve solunum yolu hastaları için şifa kaynağı olduğu söylenmektedir.

damlatas mağarası

Damlataş mağarasından bir görüntü

Görüntü alamadığım sarkık ve dikiklerden oluşan diğer başka mağaralar vardır.
Bunların başlıcaları ; Antalya’da bulunan Dim , Karain , Yalandünya ve zeytintaşı mağararı ; Burdur’da bulunan İnsuyu mağarası , Denizli’de bulunan Keoğlan ( Dodurgalar ) ve Kaklık mağarası , Isparta’da bulunan Zindan mağarası , Karabük’te bulunan Mencilis mağarası , Kırklareli’nde bulunan Dupnisa mağarası ‘dır.

” Kâh çıkarım gökyüzüne / Seyrederim âlemi, Kâh inerim yeryüzüne / Seyreder alem beni ”
Nesimi ( 1370-1425)

Okuduğunuz için teşekkürler,

Saygılarımla.

Esra Doğrul

 

11 Comments

  1. Esra’cım sayfanı çok beğendim.Yeni yazılarını bekliyorum 👏🏼

    Belki bir dahaki sefere Antik kentlerle ilgili birşeyler yazarsın 😊

    Sevgiler,

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s