İçeriğe geç
En Son

BÜYÜK İSKENDER

M.Ö. 356’da efsanevi bir imparator dünyaya geldi. O, Makedonya Kralı II. Philippos’in oğlu Büyük İskenderdi. Philippos, oğlu henüz çok küçükken saraya yabani bir at getirtti. Bu at o kadar vahşiydi ki, ancak birkaç kişi zaptedebiliyordu. İskender babasına yalvararak atı ehlileştirmek istediğini söyledi. Babası oğluna çok güveniyordu. Haksız da değildi.  İskender ata usulca yaklaştı ve ona bir şeyler söyledi.  At sakinledikten sonra atı dizginledi. Makedonya Kralı II. Philippos, oğlunun bu başarısından çok etkilendi. Oğluna, kendine layık bir krallık bulmasını söyledi.
İskender o günden sonra…

APOLLO’NUN GÖZYAŞLARI

Apollo, tanrı Zeus ve tanrıça Leto’nun en güzel oğluydu, o tanrıların en güzeliydi. Saçları altın rengi ve gözleri gök mavisiydi. Masmavi bir tunik giyerdi. Giydiği giysi yüzünü ve bedenini daha da parlatırdı. Panter gibi güçlü ve parıldayan bir derisi vardı, göz alıcıydı. İnsanların yüzleri onu görünce aydınlanırdı. Üzerinde yay ve oklarını taşırdı. Altından arabası ve atları vardı. Geçtiği yerlere alev ve ışıltı bırakıyordu…

KURŞUN ASKER

Bir zamanlar bir ‘’kurşun asker’’ Hollandalı bir çocuğa şöyle demiş:

Bizim harika dostlarımız var. Hepsinin içinde kurşun var. İnsanların buluşup büyük kurşun ailesinin diğer mutlu üyeleriyle de tanışabileceği bir parti versen ya?

Partinin ilk konuğu neşeli ampulmüş. Çok parlağımdır demiş. Geceleri hep parlarım. Parlaklığımın sebebi camım. İçerdiği kurşunla daha da parıldarım.
Sonra bir çift kauçuk ayakkabı Hollandalı çocuğun koluna girip şöyle demiş:
Seni kuru ve sıcak tutar korur kollarız. Kalıba koyup yapan bizi, şöyle demişti bize:
Güçlü sağlam canlısınız. Çünkü kurşun var içinizde…

”DA YU”

Nesilden nesile aktarılan eski bir efsaneye göre, Xia kabilesinin güçlü lideri Shun, Gun isimli bir adama tarihin ilk büyük mühendislik harikalarından birini yapmasını emretti. Bedeli çok ağırdı. Başaramazsa hayatıyla ödeyecekti…

KONFÜÇYÜS NE DEMİŞ, BEN DE BİLMİYORUM!..

Biz çocukken kardeşimle en sevdiğimiz programlardan biri televizyondan yayınlanan bilgisayar oyunu Hugo’ydu. Programın hiçbir bölümünü kaçırmazdık. Adeta ekrana kitlenirdik. Telefonla küçük izleyicilere ulaşılır, onların Hugo’yla birlikte seyahat etmesine izin verilirdi. Yarışma programın da Tolga abi yarışmaya telefonla bağlanan küçük seyircilere sorular sorardı. Bir gün bir yarışmacıya bir soru yöneltildi: Konfüçyüs ne demiş? Tolga abi soruya cevap veremeyen çocuk için Hugo’dan yardım istedi: Hugo, Konfüçyüs ne demiş? Hugo şöyle cevap verdi: Ben de bilmiyorum. O gün bugündür kardeşimle 6 yaşından beri aklımızda bir espiri olarak yer edindi. Sanırım tarihe ilgimiz küçük yaşlarda böyle başlamış oldu. Ara sıra aklımıza geldikçe bu repliği kullanırız. Bugün de yine aklıma geldi. Hazır aklıma gelmişken de size biraz Konfüçyüs’ten bahsedeyim. Sanırım artık ne dediğini biliyorum…