Runelerle Karşılaşmak: Kişisel Bir Yolculuğun Odin ve Nors Geleneğiyle Buluşması
Bazı karşılaşmalar vardır; ilk bakışta tesadüf gibi görünür. Fakat insan geriye dönüp kendi hayatının izlerini takip ettiğinde, o karşılaşmanın aslında uzun zamandır devam eden bir arayışın başka bir aşaması olduğunu fark edebilir.
Runelerle tanışmamı ben de böyle değerlendiriyorum.
Bugün runelerle kurduğum ilişkinin başlangıcını yalnızca onları ilk kez elime aldığım güne bağlayamıyorum. Bundan çok daha önce, özellikle 2012–2015 yılları arasında İskandinavya’ya karşı yoğun bir merak geliştirmeye başlamıştım. Kuzey Avrupa’nın tarihi, mitolojisi, kültürü ve inanç dünyası üzerine uzun süre okudum. 2017 yılında ise İskandinavya’nın farklı bölgelerini ziyaret etme fırsatı buldum.
O yıllarda henüz bugün kurduğum anlam dünyasına sahip değildim. Çünkü bilgi her zaman yalnızca okumakla edinilmiyor. Bazen insan bir bilgiyi yıllar önce öğreniyor, fakat onun anlamı zihninde ancak olgunlaşmaya başladığı dönemde açılıyor.
Benim runelerle karşılaşmamı da böyle bir süreç olarak görüyorum.
Burada özellikle bir ayrım yapmak istiyorum: Anlatacağım kişisel deneyimleri tarihsel bir gerçeklik iddiası olarak değil, benim kendi ruhsal ve düşünsel yolculuğumun bir parçası olarak aktarıyorum. Buna karşılık Odin, runeler ve Eski Nors inanç dünyası hakkında söyleyeceklerimi mümkün olduğunca Eddalar, sagalar, arkeolojik veriler ve modern akademik çalışmalar üzerinden değerlendirmeye çalışıyorum.
Bilginin açılması ve inisiyasyon düşüncesi
Farklı kadim kültürlerde bilgiye ulaşmanın yalnızca bilgi edinmekten ibaret olmadığı düşüncesiyle karşılaşırız. Antik Mısır’da rahiplik kurumları, özel görevler ve bazı bilgi alanlarının sınırlı biçimde aktarılması konusunda tarihsel kanıtlar bulunmaktadır. Bununla birlikte, antik Mısır’daki “inisiyasyon” kavramını günümüzdeki ezoterik anlatılarla tamamen özdeşleştirmek doğru değildir; rahiplerin eğitimi, uzmanlaşması ve bazı bilgilerin sınırlandırılması konusunda akademik tartışmalar devam etmektedir.
Bu nedenle benim burada kullandığım “inisiyasyon” kavramı öncelikle kişisel bir anlam taşımaktadır:
Bilgiye sahip olmak başka, o bilginin sorumluluğunu taşıyabilecek hâle gelmek başkadır.
Bir insan bir kitabı okuyabilir, bir eğitime katılabilir, sembolleri öğrenebilir ve teknikleri uygulayabilir. Fakat bütün bunların ötesinde, öğrendiği şeyi nasıl taşıdığı ve nasıl kullandığı meselesi vardır.
Benim için gerçek anlamda bilgi, insanın karakterinden bağımsız değildir.
Bu nedenle runelerle çalışırken etik, sorumluluk, ölçülülük ve niyet benim için en önemli konulardan biridir.
Odin ve runelerin bilgisi
Nors mitolojisinde bu düşüncenin en güçlü karşılıklarından biri Odin’in runelerle karşılaşmasını anlatan Hávamál bölümünde görülür.
Hávamál‘ın Rúnatal olarak adlandırılan bölümünde Odin, rüzgârlı bir ağaçta dokuz gece boyunca asılı kaldığını, mızrakla yaralandığını, kendisini Odin’e ve aynı zamanda kendisine adadığını anlatır. Ardından runeleri gördüğünü ve onları aldığını söyler.
Bu anlatı yalnızca “Odin runeleri öğrendi” şeklinde basit bir bilgi değildir.
Burada bilgi bir bedel, bir sınanma, bir dönüşüm ve bir kendini aşma sürecinin ardından gelir.
Danimarkalı dinler tarihi araştırmacısı Jens Peter Schjødt, Odin’in ağaç üzerindeki bu deneyiminin kurban kavramından ziyade bir inisiyasyon olarak yorumlanmasının daha uygun olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre burada önemli olan, kişinin başka bir varlığa kurban edilmesinden ziyade öznenin kendi üzerinde gerçekleşen dönüşümdür.
Bu yorum benim runelerle kurduğum ilişkiyi anlamlandırırken özellikle dikkatimi çekiyor.
Çünkü benim için de rune bilgisi yalnızca sembolleri bilmek değildir.
Bilginin insanda bir dönüşüm meydana getirmesi gerekir.
Odin’in bilgeliği
Odin’in runelerle ilişkisi, onu yalnızca “savaş tanrısı” olarak değerlendiren dar bir yorumdan çok daha geniştir.
Eddik gelenekte Odin; bilgelik, şiir, büyü, ölüm, savaş ve esrimeyle ilişkilendirilen karmaşık bir tanrıdır. Aynı zamanda sürekli bilgi arayan, bilgi uğruna bedel ödeyen ve kendisini sınayan bir figürdür.
Mímir’in kuyusundan bilgelik kazanmak için gözünü feda etmesi de bunun en bilinen örneklerinden biridir.
Dolayısıyla Odin figüründe dikkat çekici olan yalnızca sahip olduğu bilgi değil, bilgi uğruna yaptığı fedakârlıktır.
Odin’in bilgeliği hazır olarak verilmiş bir bilgelik değildir.
O, onu arar.
Sınanır.
Bedel öder.
Ve dönüşür.
Bu açıdan Odin’in Yggdrasil üzerindeki deneyimi, bilgi ile dönüşüm arasındaki ilişkinin güçlü bir mitolojik anlatımıdır.
Runeler yalnızca semboller değildir
Tarihsel açıdan bakıldığında runeler öncelikle bir yazı sistemidir. İskandinav dünyasında farklı dönemlerde farklı runik alfabeler kullanılmıştır. Dolayısıyla günümüzde karşılaştığımız bütün rune anlamlarını doğrudan Viking Çağı insanlarının inançlarına aktarmak doğru değildir.
Özellikle günümüzde rune falı, kişisel gelişim, kristaller, tarot ve çeşitli enerji sistemleriyle yapılan eşleştirmelerin önemli bir bölümü modern dönem yorumlarıdır.
Bununla birlikte, Hávamál‘da runelerin yalnızca yazı işaretleri olarak değil, aynı zamanda güçlü ve işlevsel bilgi taşıyan işaretler olarak ele alındığı görülür. Odin’in runeleri elde etmesinden sonra “görmek”, “duymak”, “korumak”, “iyileştirmek”, “bağlamak” ve başka işlevlerle ilişkilendirilen büyülü sözlerden bahsedilir. Bu nedenle runelerin tarihsel bağlamında yazı ile büyüsel kullanımın tamamen birbirinden kopuk olmadığını söylemek mümkündür.
Ancak burada da dikkatli olmak gerekir.
Bugün belirli bir runeyi Odin’e, başka bir runeyi belirli bir gezegene veya tarot kartına bağlayan ayrıntılı sistemlerin tamamını Viking Çağı’na aitmiş gibi sunmak tarihsel açıdan doğru değildir.
Bu ayrımlar benim için önemlidir.
Çünkü modern bir uygulamayı modern bir uygulama olarak kabul etmek, onu değersiz hâle getirmez.
Tam tersine, hangi bilginin tarihsel, hangisinin modern yorum olduğunu bilmek, onunla daha bilinçli ilişki kurmamızı sağlar.
Rüyalar ve kişisel deneyim
Runelerle günlük yaşamımda çalışmaya başladıkça, onları rüyalarımda da gördüğümü fark ettim.
Bazı rüyalarımda runelerle çalıştığımı, onları kullandığımı veya onlarla ilgili bilgiler aldığımı görüyorum. Odin figürüyle bağlantılı olarak yaşadığım bazı rüya deneyimleri de benim için ayrıca anlam taşıyor. Bu rüyaların içeriğini ise henüz paylaşmak istemiyorum.
Bununla birlikte burada önemli bir sınır koyuyorum:
Rüyalarımda yaşadığım deneyimleri tarihsel Odin kültünün kanıtı olarak görmüyorum.
Bunlar benim kişisel deneyimlerimdir.
Psikolojik açıdan bakıldığında insanın uzun süre üzerinde çalıştığı sembollerin rüyalarında ortaya çıkması son derece mümkündür. Bilinçli olarak okunan, düşünülen ve üzerinde yoğunlaşılan imgeler rüya dünyasında yeniden biçimlenebilir.
Spiritüel açıdan ise ben bu deneyimlere ayrıca anlam veriyorum.
Bu iki açıklamanın aynı anda var olabileceğini düşünüyorum.
Çünkü insan yalnızca zihinden ibaret değildir; fakat kişisel bir deneyimi doğrudan nesnel ve tarihsel gerçeklik olarak ilan etmek de doğru değildir.
Benim için bu ikisi arasındaki ayrımı korumak önemlidir.
İskandinavya ile kurduğum bağ
Amerika’da yaptırdığım DNA testinde İskandinavya ile ilişkilendirilen genetik sonuçlar çıkması da benim açımdan ayrıca anlamlı bir deneyim oldu.
Fakat bunu bilimsel olarak “runelerle veya Odin’le ruhsal bağımın kanıtı” şeklinde değerlendirmiyorum.
Genetik köken ile kişinin kültürel, mitolojik veya spiritüel ilgisi arasında doğrudan nedensel bir ilişki kurmak mümkün değildir. Üstelik Viking Çağı İskandinav toplumları da genetik açıdan homojen topluluklar değildi. Güncel arkeogenetik çalışmalar, Orta Çağ’ın erken dönemlerinde İskandinavya’da farklı nüfus hareketleri ve genetik karışımlar bulunduğunu göstermektedir.
Benim için DNA sonucu daha ziyade hayatımda zaten var olan İskandinavya ilgisine sonradan eklenen kişisel bir sembolik anlam taşıyor.
Yani bunu bir “kanıt” olarak değil, kendi hayat hikâyemin parçalarından biri olarak görüyorum.
Etik ve sorumluluk
Runelerle çalışırken benim için en önemli konu niyettir.
Runeleri yalnızca bir “güç aracı” olarak görmüyorum.
Bilginin kişiye güç verdiğine inanılıyorsa, bu gücün aynı zamanda sorumluluk getirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu nedenle runik çalışmalarımı zarar verme, manipülasyon veya başka bir kişiye kötülük dileme amacıyla kullanmayı doğru bulmuyorum.
Burada yine tarihsel bir ayrım yapmak gerekir: Eski Nors büyü uygulamalarının tamamının yalnızca “pozitif”, “koruyucu” veya “iyilik amaçlı” olduğunu söylemek tarihsel açıdan doğru olmaz. Eddik ve diğer kaynaklarda bağlama göre farklı büyüsel işlevlerden söz edilir. Dolayısıyla “runeler tarih boyunca yalnızca iyilik için kullanıldı” demek yerine, benim bugün runelerle kurduğum etik ilişkinin zarar vermeme ve sorumluluk ilkelerine dayandığını söylemek daha doğrudur.
Benim kişisel yaklaşımım budur.
Adak ve karşılık verme düşüncesi
Kadim dinlerde tanrılarla insanlar arasındaki ilişkinin önemli unsurlarından biri de sunu ve kurban uygulamalarıydı.
Nors dünyasında da blót adı verilen kurban ve sunu uygulamalarının bulunduğuna dair tarihsel kanıtlar vardır. Ancak günümüzde yaptığımız her iyiliği doğrudan tarihsel bir Nors “adak” uygulamasıyla özdeşleştirmek doğru olmaz.
Benim kendi hayatımda ise bir ritüelin ardından karşılık olarak iyilik yapma düşüncesi önemlidir.
Hayvanları beslemek, kedilere, köpeklere, kuşlara ve doğadaki diğer canlılara yardım etmek; yaşlılara destek olmak, çocukları sevindirmek ve ihtiyaç sahibi birine yardım etmek benim için bu düşüncenin çağdaş karşılıklarıdır.
Bunları tarihsel Viking ritüellerinin birebir devamı olarak değil, kendi etik anlayışımın bir parçası olarak görüyorum.
Çünkü benim için ritüelin anlamı yalnızca ritüelin yapıldığı anda değil, insanın o ritüelden sonra dünyaya nasıl davrandığında ortaya çıkar.
Sonuç: Bilmekten çok, bilgiyi taşımak
Runelerle karşılaşmamın tesadüf olup olmadığını kesin olarak söyleyemem.
Bunu bilimsel olarak kanıtlayamam.
Fakat kendi hayatıma baktığımda İskandinavya’ya duyduğum erken dönem ilgiyi, yıllar boyunca yaptığım okumaları, 2017 yılında gerçekleştirdiğim seyahati, daha sonra runelerle karşılaşmamı ve bugün bu sembollerle kurduğum ilişkiyi tek bir uzun yolculuğun parçaları olarak görüyorum.
Belki de bazı bilgiler insanın hayatına bir anda girmez.
Önce merak gelir.
Sonra araştırma.
Sonra deneyim.
Sonra sorgulama.
Ve belki de en sonunda insan, daha önce okuduğu bir şeyin anlamını yıllar sonra gerçekten kavramaya başlar.
Odin’in Yggdrasil üzerindeki hikâyesi bu nedenle benim için yalnızca runelerin nasıl elde edildiğini anlatan mitolojik bir hikâye değildir.
Aynı zamanda bilginin bir bedeli olduğunu hatırlatan bir anlatıdır.
Odin bilgiyi hazır olarak bulmaz.
Onu arar.
Onun uğruna kendisini sınar.
Ve sonunda kazandığı şey yalnızca “rune bilgisi” değil, dönüşmüş bir bilinçtir.
Benim runelerle kurduğum ilişkiye bakışım da buna yakındır.
Benim için mesele yalnızca runeleri öğrenmek değildir.
Onları anlamaya çalışmak, tarihsel kaynaklarını araştırmak, modern yorumlarla kadim kaynakları birbirinden ayırmak, öğrendiklerimi etik bir çerçevede değerlendirmek ve en önemlisi, sahip olduğumu düşündüğüm bilginin beni nasıl bir insana dönüştürdüğünü sorgulamaktır.
Çünkü belki de gerçek bilgi, insanın eline geçtiği anda değil;
insanın onu taşıyabilecek hâle geldiği anda anlam kazanmaya başlar.
“Bu tamamen kişisel bir yolculuk anlatısıdır”S
Sevgilerimle
Esra,
Kaynaklar : https://www.nature.com/articles/s41586-024-08275-2
https://vikingr.org/old-norse-texts/havamal
https://tidsskrift.dk/rvt/article/view/5270
https://ora.ox.ac.uk/objects/uuid%3Ad8d21b45-912b-4bbd-b6c0-8690b653156a
The Rúnatal: A Poetic Translation
https://tidsskrift.dk/rvt/article/view/132112
https://loregraph.org/sources/poetic-edda-odin
https://www.patreon.com/rationalheathen/posts/understanding-28647645
https://lundstudio.co/pages/yggdrasil
https://www.spellsofmagic.com/coven_ritual.html?coven=532&ritual=1147&
The Runatal or Odin’s Rune Poem
https://en.wikisource.org/wiki/Myths_of_the_Norsemen%3A_From_the_Eddas_and_Sagas/Odin
https://en.wikisource.org/wiki/Myths_of_the_Norsemen%3A_From_the_Eddas_and_Sagas/Odin
https://academic.oup.com/book/61598/chapter/538746296
https://www.goheathen.org/articles/havamal_bray.htm
https://journal.fi/scripta/article/view/67215
… Ve daha bir çok.
