İçeriğe geç

KategoriTarih

PLATON VE SOLON’UN ATLANTİS’İ

‘’Senin Herkül’ün Sütunları diye adlandırdığın boğazların tam ortasında bir ada vardı. Bu ada Libya ile Asya’nın bir araya gelmiş hâlinden daha büyüktü. Atlantis adlı bu adada, tüm adayı ve daha başka adalarla, kıtanın büyük bir kısmını yöneten güçlü ve harika bir imparator vardı. Atlantis insanları, Libya’nın Herkül’ün Sütunları arasında kalan kısmını ta Mısır’a kadar ve Avrupa’yı da Tiren Denizi’ne kadar hükümranlıkları altına almışlardı. Bir kişinin elindeki bu muazzam güç, ülkelerimizi ve boğazların içinde kalan tüm bölgeyi de ele geçirmek istiyordu.’’

PHAİSTOS DİSKİ: ÇÖZÜLEMEYEN SIR

Tarihi kayıp olan çok uzak bir geçmişten birileri bana seslenmişti. Bu rüyayı görmemin bir tek sebebi olabilirdi. Hatırlatılmak…

En kadim ırkların ana karası olan Minos kültürünün sesini duyurmaya ihtiyacı vardı sanki. Bana, rüyama girerek bir şey söylemek istiyor gibiydiler…

BÜYÜK İSKENDER

M.Ö. 356’da efsanevi bir imparator dünyaya geldi. O, Makedonya Kralı II. Philippos’in oğlu Büyük İskenderdi. Philippos, oğlu henüz çok küçükken saraya yabani bir at getirtti. Bu at o kadar vahşiydi ki, ancak birkaç kişi zaptedebiliyordu. İskender babasına yalvararak atı ehlileştirmek istediğini söyledi. Babası oğluna çok güveniyordu. Haksız da değildi.  İskender ata usulca yaklaştı ve ona bir şeyler söyledi.  At sakinledikten sonra atı dizginledi. Makedonya Kralı II. Philippos, oğlunun bu başarısından çok etkilendi. Oğluna, kendine layık bir krallık bulmasını söyledi.
İskender o günden sonra…

”DA YU”

Nesilden nesile aktarılan eski bir efsaneye göre, Xia kabilesinin güçlü lideri Shun, Gun isimli bir adama tarihin ilk büyük mühendislik harikalarından birini yapmasını emretti. Bedeli çok ağırdı. Başaramazsa hayatıyla ödeyecekti…

KONFÜÇYÜS NE DEMİŞ, BEN DE BİLMİYORUM!..

Biz çocukken kardeşimle en sevdiğimiz programlardan biri televizyondan yayınlanan bilgisayar oyunu Hugo’ydu. Programın hiçbir bölümünü kaçırmazdık. Adeta ekrana kitlenirdik. Telefonla küçük izleyicilere ulaşılır, onların Hugo’yla birlikte seyahat etmesine izin verilirdi. Yarışma programın da Tolga abi yarışmaya telefonla bağlanan küçük seyircilere sorular sorardı. Bir gün bir yarışmacıya bir soru yöneltildi: Konfüçyüs ne demiş? Tolga abi soruya cevap veremeyen çocuk için Hugo’dan yardım istedi: Hugo, Konfüçyüs ne demiş? Hugo şöyle cevap verdi: Ben de bilmiyorum. O gün bugündür kardeşimle 6 yaşından beri aklımızda bir espiri olarak yer edindi. Sanırım tarihe ilgimiz küçük yaşlarda böyle başlamış oldu. Ara sıra aklımıza geldikçe bu repliği kullanırız. Bugün de yine aklıma geldi. Hazır aklıma gelmişken de size biraz Konfüçyüs’ten bahsedeyim. Sanırım artık ne dediğini biliyorum…

SİDDHĀRTHA GAUTAMA 

Bir ağacın altına bağdaş kurup oturdu. Yavaş yavaş Siddhārtha etrafla ilgisini kesmeyi başardı. Hayatında yaşamış olduğu tüm anları düşündü… Saatler geçti, günler geçti…

Zihni tamamen temizlendi, kendini kaybedene dek… 

Ve bir gün birden nefesi kesildi, bağırarak uyandı… Tekrar nefes almaya başladı. 49 gün sonra niyahet iç huzura kavuşmayı başardı…

PRENS OLEG

MS. 882’de Rus tarihini değiştiren Viking kabilesinin lideri ve Kiev’in kurucusu Oleg adamlarıyla Doğu Avrupa’da Dinyeper nehrine (Özi) açılır. İki Viking savaşçısının izine düşer. Ascot ve Dyri, kraldan izin almadan önemli bir ticari sömürgesi olan Kiev isimli yeri alıp, yönetimi ele geçirirler.

VİKİNGLER BAŞLIYOR

Viking gemileri o kadar hafif ve güçlülerdir ki, denizden-nehire, nehirden-denize geçiş esnasında karada bile belli sınırlarda hareket edebilirler. Böylece İsveç Vikingleri sadece Almanya ve Polonya’ya değil, aynı zamanda nehirler aracılığıyla Rusya, Hazar Denizi ve Karadeniz’e, oradan da Ukrayna, Türkiye ve Yunanistan’a kadar ulaşırlar. Vikingler sadece bu bölgeye ulaşmakla kalmamışlar herkesin bildiği tarihin aksine…

SOLOMON, HÜDDÜD ve KRALİÇE NİCAULA

Solomon Hüdhüd’ü merak ediyor ve onun bu kayboluşundan ötürü kızmaya başlıyordu. Solomon diğer kuşlara: ‘’Hüdhüd nerededir?’’ diye sordu. ‘’Bilmiyoruz’’ dedi diğer kuşlar. Tam bu sırada Hüdhüd kuşu kanat çırparak çıkageldi. Nefes nefese kalmış bir halde Solomon’a doğru: ‘’Saba ülkesinden haberler getirdim. O ülkenin halkına büyük bir tahta oturan ve herşeye sahip olan çok zengin bir kraliçenin hükümdarlık ettiğini gördüm. Adına ‘’Nicaula’’ (Nikola) diyorlardı…

CANLI MEZARLAR

Kapıdan içeri girdim.
İçeri de bir nefessizlik…
Yürüdükçe adımlarım toprak oluyor sanki…
Karışıyorum toprağa..
Bir can bekliyorlar sanki…
Elimi uzatsam onlar da ellerini uzatacaklarmış gibi hissediyorum, duyuyorum…
Yürüyorum, içeride izler aramak için…
Yürüdükçe karanlığı hissediyorum.
Karanlığın içinde bin nefes, bağıran canlar var…

ASUR KRALI SENNACHERİB

Bu zalim Kral 200.000 savaşçı askerlerle adeta çelik bir ağ örmüştü. Asurlular yeni bölgeler, köleler bulmak ve Ninova Sarayı’na altın götürmek için yakıp yıkıyorlardı. Mezopotamya’nın diğer büyük gücü Babil’le ölüm-kalım savaşına girdi ve zaferle çıkmayı başardı. Komşu ülkeler haraç vermek zorundaydı. Yoksa işgal edileceklerdi. Yehuda Kralı ödemeye ititaz etti…

CYRUS ve KARUN

Pers askerleri, Croesus’u elleri ve ayakları bağlı bir şekilde odunların üzerine yatırırlar. Efsaneye göre Croesus kurtarması için Tanrı Apollo’ya seslenir. Aniden şiddetli yağmur yağmaya başlar ve alevler söner. Tanrı Apollon, Croesus’u kurtarmaya gelmiştir. Ve Croesus yanarak ölmekten kurtulmuştu. Her şey Pers lideri Cyrus’un insafına kalmıştı.

BENİM ADIM 19 MAYIS

BENİM ADIM 19 MAYIS

HER YIL BU TARİHTE DOĞARIM

MİLLETİMİN BAĞIMSIZLIĞI BENİM YÜCELİŞİMDİR

GURURLA GEZERİM HER ÜLKEDE

NE MUTLU BİR ATATÜRK’ÜM VAR

BENİ VE HERKESİ HER ANLAMDA DÜŞÜNMÜŞ

BUNCA EZİYETE RAĞMEN BİZE BAYRAMLAR ARMAĞAN ETMİŞTİR

BENİM ADIM 19 MAYIS

BEN HER YIL BUGÜN DOĞARIM

VE SONSUZA KADAR YAŞARIM

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

Hey gidi hey..! Sen yorulmadan canını dişine takıp bir yandan sömürgeci devletlerle uğraş, vatanı ve milleti koru bir yandan vatan hainleri ile uğraş yine de ağzından ne kötü bir söz ne de ben yaptım sözü çıksın. Bir tek ego kendini beğenmişlik görülmesin. Bir de kalk sen çocukları da ayrıca düşün ve dünyada ilk kez yapılan bir bayram ilan et. Bu Ulu Adam bu kadar şeyin üstesinden nasıl gelmiştir ? Ben bu kadar savaşı okurken düşünürken yoruluyorum içim daralıyor, yüreğim acıyor. Bu kadar zor şartlar altından nasıl onca şeyin üstesinden geldiler diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Ama biliyorum ki Allah’ım Müslüman Türk’lere bu kutsal topraklara acımış, yüzümüze bakmış bizi korumuştur. Bize ”Ulu Önder Atatürk” ‘ ü göndermiştir. İstemese bir kuş kanadını bile çırptırmayacağını bildiğim Allah’ım istedi: ”Ol ”dedi ve oldu. Bizi yersiz yurtsuz bırakmadı. Bu mübarek kandil günü bu satırları dualarla yazdım.

Hakkını helal et Mustafa Kemal Atatürk ! Nurlar içinde uyu..