MÜBADELE YILLARI…

TÜRK – YUNAN MÜBADELESİ NASIL GERÇEKLEŞTİ ?

Dramalı Hakkı dedem, Zeliha annem ve tüm mübadillerin anısına…

Benim anne tarafındaki akrabalarım, Yunanistan’ın Drama şehrinden, mübadeleden önceki ismi ile Bigados’ a ( Türkiye’de Selimpaşa’ya ) göçettiler. Baba tarafındaki akrabalarım ise Bulgaristan’ın Şumnu şehrinden göçtüler. Her ikisi de büyük savaş geçirmiş topraklardı. Hepsi de Osmanlı toprklarıydı. Bu yüzden savaş ve göç hikayeleri beni derinden etkiliyor. Nedenini bilmiyorum. Savaşları çok lüzumsuz buluyorum. Masum insanların acı çekmelerine ölmelerine dayanamıyorum. Tarihteki savaşları okuduğumda ya da izlediğimde içim cız etmek ile kalmıyor, adeta o savaş anlarını hissediyorum. Ve başlıyorum ağlamaya.. Bu yazıyı yazarken ne kadar ağladığımı anlatamam.. Bir hayvan öldüğünde, insanlar öldüğünde, savaşlar çıktığında ve bir bebek dünyaya geldiğinde kesin ağlarım. Çok duygusal olduğum söylenemez ama geçmiş tarih, insanlarla ilgili olan olaylar, ilahi güçler, eski müzikler, eskiye ait eşyalar hassas olduğum konuların başında geliyor. Tarihe, antropolojiye, etnografyaya, dine, parapsikolojiye ilgim bu yüzden sanırım.

Görünmez olan acı hikayeler insan kanı ile çizilen sınırlarda başlar. Gerçek yaşanmış olayları size hikaye gibi anlatmaya devam edeceğim. Her ne kadar yaşanmış tarihi bir olayda olsa tarih dinlemek kimsenin işine gelmez. Çünkü günümüzde aklımızı meşgul edecek onca şey varken ne gerek var bütün bu hikayelere ? İşte bu düşünce tamami ile yanlıştır. Tarih bilmeden günümüzde ilerleyemeyiz. Ve tarih kanlı da olsa bizim bir parçamızdır. Eğer biz varsak geçmişte yaşayan insanların bizim için ellerinden geleni yaptıkları için varız. Onlara çok şey borçluyuz. Çok yakın bir örnek olarak 100 yıl öncesini izleme şansımız olsa idi eminim şu anda yaşadığımız herşeye canla başla sarılırdık. Geçmişte yaşayan insanlar, ülkesi ve vatanı için çarpışmış tüm kadın, erkek, yaşlı ve daha hayatının baharında olan gencecik çocuklar ve doğar doğmaz şehit olan masum bebelerimize çok daha fazla dua eder, onları daha fazla anardık.

Savaşlar, bazen ölüm acı, bazen de yaşadığın vatanın topraklarından ayrılmak ile sonuçlanır. Vatanından zorla koparılmak öyle sevgiliden ayrılmaya benzemez. Vatan insanın ”şah damarıdır”. Henüz ”mübadelenin ” ne demek olduğunu bilmeyen Yunanistan Selanik’ten göçen tüm Müslüman kardeşlerimiz, yakınlarımız Lozan Antlaşması gereğince 1 Mayıs 1923’te Türkiye’ye ‘mübadil” olarak geldiler. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Türkiye’de yaşayan Rum kardeşlerimiz de Yunanistan’a dönmek zorunda kaldılar. Türkiye ile Yunanistan arasında din esaslarına göre yapılan zorunlu göçün adı ”Mübadele” ‘dir. Zorunlu göçe tabi tutulan insanlara ise ”Mübadil” denir. Başta mantıklı gibi gelen bu göç olayı büyük acılara sebebiyet verdi. Bazılarını servet sahibi yapan bu olay insanlık dramının ta kendisi idi.

FB_IMG_1492865284352[1]

Büyük büyük annem, büyük büyük dedem ve onların çocukları mübadele ile eski adı Bigados olan Selimpaşa’ya yerleştirildiler. Deniz kenarında Rumlardan kalma  çok eski, ahşap, iki katlı bir evde yaşadılar.  Tadilat yapmak zorunda kaldılar. Yukarıda banyo, iki oda ve antresi vardı. Aşağı katta ise bir mutfak ve oda vardı. Bir de kuyuları vardı. Mutfak ve banyo için bu kuyudan su çekerlerdi. Fırınlarında ekmek pişirirlerdi. Ahırlarının içinde iki at, birkaç inek, ördek ve tavukları vardı. Naturel tavuk, yumurta, yoğurt, tereyağ ve peynir yerlerdi. Atatürk her birine 7 dönüm arsa  verdi. Tarlalarında; bakla, nohut, buğday, soğan, arpacık, bamya, domates ve çeşitli sebzeleri ektiler.

Yukarıdaki resimde Selimpaşa’da şimdi tarih eser diye adlandırdığımız Rum evlerinin önünde, büyük büyük Hakkı dedem  ve büyük büyük Zeliha annemin ailesinden bir kısım akrabaların  hatıra fotoğrafı 

AŞAĞIDAKİ VİDEO ANBEAN RUMLARIN SELİMPAŞA’DAN GÖÇEDİŞİ İLE TÜRKLERİN SELİMPAŞA’YA GELİŞİNİ ANLATIR..

Zengini fakiri bütün Yunanistan’da yaşayan Müslüman kardeşlerimiz trenle, yük gemileriyle veya atları eşşekleri ile buraya Türkiye topraklarına gediler. Anlaşma gereği kalmak ya da söz söyleme hakları yoktu. Kimileri hasta olduğu için sandıklarla trenlere bindirildiler. Sirkeci’de inenleri garın yakınındaki çadırlarda beklettiler. Türkiye topraklarına atlarla, eşşeklerle gelenler de çok eziyetli geldiler. Her bir grup Türkiye topraklarına farklı günlerde ulaşıtılar. 8,10 ve 15 günde gelenler oldu. Sirkeci’den sonra halkı tek tek semptlere yerleştirdiler.

250 yıldan beri Osmanlı idaresindeki Girit halkı da varpurlarla Türkiye’ye gönderildiler. Türkiye -Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Girit Türk’lerini, ağırlıklı olarak Çukurova, Ayvalık/Cunda, İzmir, Bodrum, Side, Mudanya, Adana ve Mersin’e yerleştirdiler. Camilerde bekletildiler. Onlara boş bulduğunuz evlere girin sizin olsun dediler. Bazıları boş olan evlerin içinde, ceset gördükleri için bir çok ev gezdiklerini anlatırlar. Türkiye toprakları da Yunanlılar tarafından uzunca bir süre işgal altındaydı. Evlerin kiminin penceresi var kiminin kapısı yok idi. Savaş ve zulum gören Müslüman kardeşlerimiz, Türkiye’ye geldiklerinde onlara eşya, giyecek ve ev vermelerinin karşısında Mustafa Kemal Atatürk’e çok dua ederler. Çünkü Yunan askerlerinin baskıları ve zulumleri ile çok zor durumda kaldıklarını anlatırlar. Göçler 1924 senesine kadar tüm hızı ile devam etti. Ancak hepsi Türkiye’ye dönene kadar Yunanistan’da evden dışarı çıkamıyorlardı.

Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Müslüman kardeşlerimize lisan bilmedikleri için ” gavur tohumu ” diyenler olduğunu söyleyenler vardı. Mübadil olarak Türkiye’ye gönderilen Girit’li Türkler de diğer Müslüman Türkler gibi peçeliydiler. Benim akrabalarım da Kavala’nın Drama köyünde yaşayan hepsi Müslüman ellerinden Kuran-ı Kerim düşmeyen insanlardı. Camiilerde hocalık da yaparlardı. Mübadeden bir süre sonra eğitim ve öğretime başladıklarında Türkçe ve başka diller de öğrenenler oldu. Balkanlardan gelen Müslüman Türk’ler, çalışkanlıkları ve başarıları ile Türkiye’ nin gelişmesinde önemli rol oynadılar.

Yunanistan’dan gelen Müslüman Türklerin çoğu zenginlerdi. Hepsinin dönüm dönüm arazileri, ekin yerleri, büyükbaş hayvanları var idi. Buraya geldiklerinde başlarını sokabilecekleri bir ev verildi. Yunanistan’daki mal müllerine karışık gelmese de araziler de verildi. Herşeylerini Yunan devletine bırakıp geldiler. Bir süre sonra eğitim ve öğretime başladıklarında Türkçe ve başka dillerde öğrenenler oldu. Çalışkanlıkları ve başarıları ile Türkiye’nin gelişmesinde önemli rol oynadılar. Yerleşme tamamlandıktan sonra nüfus müdürleri evleri gezdi. Hanede kaç kişi olduklarını ve isimlerini sordular. Ve Türkiye Cumhuriyeti nüfusuna kayıt oldular.

Rumlar, İstanbul’da, Edirne’de, Doğu Karadeniz kıyılarında, Marmara kıyısında, Saroz körfezi’nde, Uzun Köprü’de, Ege kıyılarında yaşarlardı. Mübadele ile Yunanistan’da Müslüman Tüklerin evlerine Rumları; Türkiye’de yaşayan Rumların evlerine de Müslüman Türkleri yerleştirdiler. Önce Türkiye’deki Rumlar evlerini ocaklarını değerli mallarını bırakıp doğup büyüdükleri Osmanlı topraklarını terk ettiler. Netice de hepsi Osmanlı İmparatorluğunun halkı idiler. Kimileri Karadeniz’den Samsun’dan; kimileri Ege kıyılarından; kimileri Silivri’den Selimpaşa’dan; Kimileri Tekirdağ’dan, Kırklareli’ nden , Girit’ ten Yunanistan’da gönderildiler.

Çok uzun yıllar sonra bir zamanlar koskoca Osmanlı İmparatorluğu‘nun toprakları olan Yunanistan’a yeniden gezi amaçlı gitme şansı yakalayanlar oldu. Hatırladıkları yerleri buldular. Bazıları evlerini bulabildi. Çeşmelerinden su içtiler. Yunanistan II. Dünya savaşına da girince bir çok camii ve ev yok oldu. Bazılarının babaları,dedeleri Selanik’te camiiler yaptırmışlardı. Onları göremeyenler oldu ve gözyaşlarına hakim olamadılar. Bazıları 90 yıl öncesinde bayram namazını kıldıkları camiilerin çoğunu müze olarak kullanıldığını gördüler. Gidemeyenlerde hala memleket hasreti ile yanıp tutuşurlar. Gidenlerden kimileri dedelerinin malını mülkünü buldular. Neye yarar ki ?

Kurtuluş Savaşı‘ndan sonra yaklaşık olarak 480.000 kadar Yunanistanlı Müslüman Türkiye’ye getirildi ve ülkenin değişik yörelerine yerleştirildiler. Bu zorunlu göç toplamda 2.000.000 insanın yerlerini yurtlarını bırakmalarına sebep oldu. Yunanistan’da Savaşın yenilgisinin psikolojik etkilerini yoğun olarak üzerinde taşıyan bazı kızgın Yunan kitleler, Türkler’e akıl almaz baskılar yaptılar. Yunan askerleri Almanya, Fransa gibi şovalye tarzında bir savaşma göstermedi. Türkler, Yunanlıların vahşeti karşısında mal, ırz ve canlarını korumak amacı ile silahlanarak münferit çeteler oluşturdular. Dağlara sığınarak, Yunan zulümlerine karşı koydular. Yunan zulümleri bunlarla da kalmadı. Yunan askerleri; para, altın, resmi eşya ve onbinlerce büyükbaş hayvan kaçırdı. Ayrıca öldürme, cami ve medreselere tahribat, mecbur bırakma, sürgün ve tecavüz olayları gerçekleşdi.

Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları olan Kırım’dan, Kuzey Kafkasya’dan, Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan ve Azerbaycan’dan şu an yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına yüzbinlerce kişi iç göç gerçekleştirdi. Dış göç ise; Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin yaptığı tutumsuz hareketlerinin sonucunda Suriye’ye göç ettirilmeleriydi. Tüm göçler konusuna ve Balkan Savaşlarına ayrı ayrı diğer yazılarımda yer vereceğim.

Hep İyimser bir bakış açısı ile şöyle dua ediyorum : ” Umarım İnsanlar bu tür olayları bir daha yaşamazlar. Dünya’nın son gününe kadar herkes kendi topraklarında huzur ve barış içerisinde bir bütün olarak yaşarlar.

Sevgiyle,
Esra Doğrul

Selimpaşa ve Selanik hakkında mübadele resimleri

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

4 Comments

  1. Esra cığım cok güzel yazmışın rahmetli dedemden cok dinlemişimdir mübadele yıllarını ayrıca ATAMIZA olan sevgiminde onunla aynı topraklardan gelen bir aileye sahip olmamızında etkisi olduğunu hep düşünmüşümdür bizden biri gibi cok yakınımızmış gibi herzaman hissediyorum,yüreğine sağlık canım

    Liked by 1 kişi

    1. Cok tesekkür ederim Saadet ablacim. Yuregine sağlık guzel dusuncelerini benimle paylastigin icin. Allah güzel günler nasip etsin hepimize bundan sonra boyle şeyler yaşamayiz inşallah. Amin.

      Beğen

  2. Canım çok güzel olmuş. O zamanlar yaşanan zorlukları vatan için mücadele etmelerini , zor şartlarda vatan topraklarından ayrılmalarını çok güzel yazmışsın. Yaşanmış tarihimizi öğrenirsek, şu anki vatanımızın kıymetini biliriz.Sahip çıkarız .Kalkındırırız Birlik oluruz Barış huzur içinde yaşarız. Ellrine yüreğine sağlık canım

    Liked by 1 kişi

    1. Walla hungur hungur agladim bunlari yazarken..tesekkur ederim canim benim. Hersey zormus zamaninda…yakin zaman.cok ta uzak degil..50 yil once bile neeler yasanmis neler…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s