MÜBADELE YILLARI…

TÜRK-YUNAN MÜBADELESİ NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Dramalı Hakkı dedem, Zeliha annem ve tüm mübadillerin anısına…

 

Benim anne tarafındaki akrabalarım 1923 yılında, Selanik’in Drama köyünden (mübadeleden önceki ismi ile Bigados’ a) İstanbul’un Selimpaşa köyüne; baba tarafındaki akrabalarımsa Bulgaristan’ın (Romanya’nın eski şehri, şimdi Bulgaristan’a bağlı) Balçhik şehrinden yine Selimpaşa’ya göç ettiler. Her ikisi de büyük savaş geçirmiş topraklardı. Hepsi de Osmanlı topraklarıydı. Bu yüzden savaş ve göç hikayeleri beni derinden etkiliyor. Nedenini bilmiyorum. Savaşları çok lüzumsuz buluyorum. Masum insanların acı çekmelerine ölmelerine dayanamıyorum. Tarihteki savaşları okuduğumda ya da izlediğimde içim cız etmek ile kalmıyor, adeta o savaş anlarını hissediyorum. Ve başlıyorum ağlamaya..

”Görünmez olan acı hikayeler insan kanı ile çizilen sınırlarda başlar.”

Yaşanmış gerçek bir olay da olsa tarih dinlemek kimsenin işine gelmez. Çünkü günümüzde aklımızı meşgul edecek onca şey varken ne gerek var bütün bu hikayelere?

Bu düşünceyi bütünüyle yanlış bulunuyorum. Tarih bilmeden ilerleyemez, önümüzü göremeyiz. ”Ve tarihimiz kanlı bile olsa bizim bir parçamızdır.”

Eğer ”biz” varsak geçmişte yaşayan insanların bizim için ellerinden geleni yaptıkları için varız. Onlara çok şey borçluyuz. Çok yakın bir örnek olarak 100 yıl öncesini izleme şansımız olsaydı eminim şu anda yaşadığımız her şeye canla başla sarılırdık. Geçmişte yaşayan insanlar, ülkesi ve vatanı için çarpışmış tüm kadın, erkek, yaşlı ve daha hayatının baharında olan gencecik çocuklar ve doğar doğmaz şehit olan masum bebeklerimize çok daha fazla dua eder, onları rahmetle daha fazla anardık.

Savaşlar, bazen ölüm acı, bazen de yaşadığın vatanın topraklarından ayrılmak ile sonuçlanır. ”Vatanından zorla koparılmak öyle sevgiliden ayrılmaya benzemez.” Vatan insanın ”şah damarıdır”.

Henüz ”mübadelenin ” ne demek olduğunu bile bilmeyen Selanik’ten göç eden kardeşlerimiz, yakınlarımız Lozan Antlaşması gereğince 1 Mayıs 1923’te Türkiye’ye ”mübadil” olarak geldiler. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Türkiye’de yaşayan Rum kardeşlerimiz de Yunanistan’a dönmek zorunda kaldılar.

Türkiye ile Yunanistan arasında din esaslarına göre yapılan zorunlu göçün adı ”mübadele” ‘dir. (diğer Balkan ülkeleri de) Zorunlu göçe tabi tutulan insanlara ysa ”mübadil” denir.

Başta mantıklı gibi gelen bu göç olayı büyük acılara sebebiyet verdi. Bazılarını servet sahibi yapan bu olay insanlık dramının ta kendisiydi.

FB_IMG_1492865385166[1]
Türk mübadilleri Dramalı Hakkın dedem ve Zeliha annem

GÖÇTEN SONRA

Büyük büyük annem, büyük büyük dedem ve onların çocukları mübadele ile eski adı Bigados olan İstanbul’un Selimpaşa köyüne yerleştirilmişler. Deniz kenarında Rumlardan kalma üç katlı, çok eski, ahşap, iki katlı bir evde yaşamışlar. Bu ev daha önce bir kütüphaneymiş. Ama bakımsız olduğundan bir katı yıkılmış. Tadilat yapmak zorunda kalmışlar.

İkinci katta bir banyo, iki oda ve antre; aşağı katta ise bir mutfak ve bir oda daha varmış. Evin derinlerinde bir de kuyuları varmış. Mutfak ve banyo için bu kuyudan su çekerlermiş. Şimdi fırıncıların kullandığı ekmek fırınlarında ekşi mayalı ekmek pişirirlermiş.

Selanik’ten gelirken beraberlerinde getirdikleri hayvanlarıyla mandıracılık yaparlarmış. Ahırlarının içinde iki at, birkaç inek, ördek ve tavukları varmış.

Şimdi doğal köy kahvaltısı yapalım diye aradığımız o doğal yiyecekleri kendi elleriyle hazırlayıp, çocuklarına yedirirlermiş.

FB_IMG_1492865284352[1]
1923 Mübadele göçünde görmüş olduğunuz evin önünde, mübadil akrabalarım. ( Selimpaşa)

İKTİSADİ ve İDARİ SÜREÇ

Atatürk, mübadele göçünden sonra mübadil ailelerine geldikleri yerlerdeki malları ve refah durumlarına göre, dönüm dönüm arsa vermiş. Bazıları bunları tarla bazılarıyla arsa olarak kullanmış. Benim akrabalarımsa, tarlalarında; bakla, nohut, buğday, soğan, arpacık, bamya, domates ve çeşitli sebzeleri ekmişler.

Zengini fakiri bütün mübadiller trenle, yük gemileriyle veya binek hayvanlarıyla Türkiye topraklarına gelmişler. Hiç bir Rum’un ya da Türk’ün, bu anlaşma gereği doğdukları topraklarda kalma ya da söz söyleme hakları yokmuş.

Trenle Selanik’den Sirkeci’ye gelenler, garın yakınındaki çadırlarda günlere bekletilmişler. Atlarla, eşeklerse çok eziyetli zor şartlar altında gelmişler. Her grup Türkiye topraklarına farklı günlerde ulaşmışlar. Bu zorlu yolda yürüyüşleri on, on beş günü bulmuş.

Bunların hepsini yetmiş dokuz yaşında olan anne annemden dinledim… Ve çok daha fazlası olduğuna eminim. Hatırlayabildiklerini not aldım.

GİRİT’TEN TÜRKİYE’YE GÖÇ

İki yüz elli yıl Osmanlı idaresi altında olan Girit’ten de, Türk halkı akın akın vapurlarla Türkiye’ye gönderildiler. Camilerde beklemeleri söylendi. Bu bekleyişin sonunda onları ağırlıklı olarak Çukurova, Ayvalık/Cunda, İzmir, Bodrum, Side, Mudanya, Adana ve Mersin’e yerleştirdiler.

Onlara ”boş bulduğunuz evlere girin sizin olsun” demişler. Onlar da buldukları ilk eve sığınmışlar ve girdikleri ev kendi evleri olmuş. Bazı boş evlerin içerisinde, ceset gördükleri için çok üzülmüş ve çok korkmuşlar. Bazı evler savaştan dolayı harabe olmuş.

Girit’ten mübadil olarak gelen zulüm görmüş Türkler, onlara sığınacak yerler sunduğu için Mustafa Kemal Atatürk çok dua ederler. Çünkü Yunan askerlerinin baskıları ve zulumleriyle çok zor durumda kaldıklarını anlatırlar.

GAVUR KİME DENİR?

“Türk-Yunan Mübadele Göçleri” 1925 senesine kadar tüm hızı ile devam etti. Karışılıklı yurtlarından edilmiş halklar seferber oldular. Türkler Balkanlarda, Rumlar Türkiye’de sokaklara çıkartılmıyordu.

Türkiye’ye dönen Türk ve Müslüman kardeşlerimize lisanı çok iyi konuşamadıkları için ”gavur tohumu” dediler. Oysa ki Osmanlı toprağı olan Balkanlarda da dinleri aynıydı. Hatta Osmanlı İmparatorluğunun Balkanlara daha fazla önem vermesinden ötürü Balkanlarda yaşayanların kültür ve dini bakımdan diğer tüm Osmanlı topraklara nazaran en muktedir olduğu söylenir.

Örneğin Girit’ten Türkiye’ye göç eden Müslüman Türkler peçeliydi. Benim akrabalarımda Selanik’in Drama köyünde camilerde hocalık yaparlardı. Ellerinden Kuran-ı Kerim düşmeyen insanlardı.

MÜBADELEDEN SONRA YERLEŞİM

Türkiye ve Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’te imzalanan anlaşma üzerine yaklaşık 2 milyon Türk ve Yunan karşılıklı olarak yurt değiştirdi. Türkler ve Rumlar evlerini, ocaklarını, değerli mallarını bırakıp doğup büyüdükleri Osmanlı topraklarını, gözü yaşlı terk ettiler.

Lozan Antlaşması sonucu yaşadıkları mecburi göç onları tanımadıkları topraklara getirdi. Rumlar Yunanca, Türkler Türkçe’yi konuşamıyordu. Mübadiller gerçekten bir travma yaşamışlardı.

Mübadeleden bir süre sonra eğitim ve öğretime başlayan Türkler ve Rumlar, kendi dillerini ve başka dilleri de çok çabuk öğrendiler. Beraberlerinde getirdikleri kültürel birikim, iktisadi tecrübe ve zanaatlarıyla, mübadil olarak göç ettikleri yerlerin, sosyo-ekonomik hayatına da inkar edilemez katkıda bulundular.

Yunanistan’daki nüfusun artık neredeyse üçte birini mübadiller oluşturuyordu. Ancak yine de azınlık sayıldılar. Aynı şekilde Rumlara da Yunanistan’da ”Türk tohumu” dendi.

Selanik ve Türkiye’nin fakir mahallelerinde, yaşanan zorluklar, mücadeleler ve ayakta kalma savaşının izleri kazılıydı. Bir neslin kederi, özlemi bu mahallelerde duyulan melodilere yansıdı.

Selanik Türküsü ve Drama Köprüsü bestesinde, Evanthia Reboutsika’nın Panagia Valoukliotissa’sın da bu sızıyı hissedersiniz.

Mübadeleyle Yunanistan’da yaşayan Müslüman Tüklerin evlerine Rumları; Türkiye’de yaşayan Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı Rumların evlerine de Müslüman Türkleri yerleştirdiler. Gelen Türkler’in yurtta dönüm dönüm arazileri, ekin yerleri, büyükbaş hayvanları varlıkları vardı, ama kalpleri yaralıydı. Yurtlarından koparılmanın acısı malı mülkü bile unutturmuştu onlara.  Atatürk, Yunanistan’daki mülklerine karışık başlarını sokabilecek bir ev ve karşılık gelmese de araziler de verdi.

Yerleşme tamamlandıktan sonra nüfus müdürleri evleri gezdi. Hanede kaç kişi olduklarını ve isimlerini sordular. Ve sonra Türkiye Cumhuriyeti nüfusuna kayıt oldular.

Çok uzun yıllar sonra yurtları olan Yunanistan’ı ziyaret etme şansı yakalayanlar oldu. Bazıları yıkılmayan evlerini buldular. Çeşmelerinden su içtiler. Bazıları hala ayakta duran camilerde namazlarını kıldılar. yurtlarına bir daha gitme fırsatı yakalayamanlarsa hala memleket hasreti ile yanıp tutuşurlar.

Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları olan Kırım’dan, Kuzey Kafkasya’dan, Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan ve Azerbaycan’dan şu an yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına yüz binlerce kişi iç göç gerçekleştirdi. Dış göçse, Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin yaptığı tutumsuz hareketlerinin sonucunda Suriye’ye gönderilmeleri oldu.

Hep İyimser bir bakış açısı ile şöyle dua ediyorum : ” Umarım İnsanlar bu tür olayları bir daha yaşamazlar. Dünya’nın son gününe kadar herkes kendi topraklarında huzur ve barış içerisinde bir bütün olarak yaşarlar.

Sevgiyle,
Esra Doğrul

4 Comments

  1. Esra cığım cok güzel yazmışın rahmetli dedemden cok dinlemişimdir mübadele yıllarını ayrıca ATAMIZA olan sevgiminde onunla aynı topraklardan gelen bir aileye sahip olmamızında etkisi olduğunu hep düşünmüşümdür bizden biri gibi cok yakınımızmış gibi herzaman hissediyorum,yüreğine sağlık canım

    Liked by 1 kişi

    1. Cok tesekkür ederim Saadet ablacim. Yuregine sağlık guzel dusuncelerini benimle paylastigin icin. Allah güzel günler nasip etsin hepimize bundan sonra boyle şeyler yaşamayiz inşallah. Amin.

      Beğen

  2. Canım çok güzel olmuş. O zamanlar yaşanan zorlukları vatan için mücadele etmelerini , zor şartlarda vatan topraklarından ayrılmalarını çok güzel yazmışsın. Yaşanmış tarihimizi öğrenirsek, şu anki vatanımızın kıymetini biliriz.Sahip çıkarız .Kalkındırırız Birlik oluruz Barış huzur içinde yaşarız. Ellrine yüreğine sağlık canım

    Liked by 1 kişi

    1. Walla hungur hungur agladim bunlari yazarken..tesekkur ederim canim benim. Hersey zormus zamaninda…yakin zaman.cok ta uzak degil..50 yil once bile neeler yasanmis neler…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s