CYRUS ve KARUN

 

Tarih ve mitoloji birbirine paralel olgulardır. Bundan çok kısa bir süre önce teknolojinin esiri olmadan, büyüklerimiz mum ışığında hikayeler anlatırlardı. Şimdilerde hikaye anlatan pek kimse kalmadi. Ben bilgi küpü şeklindeki hikayelerden çok keyif alıyorum. Güncel olaylar artık ilgimi çekmiyor. Benim gibi birçok kişinin de sıkıldığını duyabiliyorum. Geçmişte meydana gelmiş olayları öğrenerek gelecekte aşağı yukarı nelerle karşılaşabileceğimizi daha kolay kestirebiliriz. Uzak tarihe biraz yakından bakalım ve mitoloji ile bağlantısı neymiş bir görelim…

İnsanın kültürel tarihini öğrenmek, geçmiş ile bugün arasındaki bağlantıları tam anlamıyla gözler önüne sererken günümüz dünyasının çeşitli kültürlerini daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Tarihte ilgimi çeken benim için hayranlık uyandıran vahşi ve büyük imparatorluklar var. Bazı imparatorlukların ilkelerini kullanıyoruz. Neden bu kadar cani oldukları, neler yaptıkları, neyi geliştirdikleri ve neye sebep oldukları merakımı artırıyor. Bu imparatorluklar, İnsanlık tarihinin ilerlemesinde büyük pay sahibidir.

İlk İmparatorluklar büyük gayretle denetim alanlarını genişletmeye giriştiler. Hemen her yerde komşu halkların bastırılması, köleleştirilmesi ya da topraklarından sürülmesi ”dünyaya hükmetme” yönündeki ilahi emirlerle meşrulaştırıldı. Hızla büyüyen bu imparatorlukları yönetmek için ağırlık ve ölçü birimleri, para birimleri ve resmi diller benimsenip standartlaştırıldı.

İşte size o büyük İmparatorluklardan biri, Persler… Ve Perslerin büyük imparatoru Cyrus… (Kiros)

BÜYÜK CYRUS (MÖ. 600- 529)

0438d97f1a8d17a46c590d39eb306ef6[1].jpg
Büyük Cyrus
Büyük Cyrus

Asur İmparatorluğu’nun çökme dönemlerinde Ortadoğu’da bir başka İmparatorluk yükselmeye başladı. Bu yeni İmparatorluğun adı ”Persler’dir. ”Pers İmparatorluğu’nun Tiranı ise Büyük Cyrus’tur. (Kiroz) Asur Kralı Sanherib gibi Cyrus da acımasız bir istilacıydı. Ama o alt ettiği kişilerden fikir almanın değerini anladı. O yeni tür bir imparatordu.
Cyrus,
İran ulusunun babası olarak ”Büyük” olarak anılacak ilk dünya lideri oldu. Cyrus Medler Hanedanını yenerek ve Medleri diğer büyük İran kabileleri ile birleştirdikten sonra İran’ın ikinci hanedanının İmparatorluğunu yani ”Achaemenids’i” kurdu. (Ahameniş, MÖ. II. Kiros tarafından kurulan Pers Devletidir.) Bazen ”Medes” diye anılırlar. Medler ve Persler için ”göçebe kualisyonlar”denildiği de olmuştur.

Örneğin Medler için 5. yy’da Halikarnas’lı Yunan araştırmacı Herodot şunları yazmıştır:

Med’ler MÖ. 709 yılına kadar küçük Asya ve Asur İmparatorluğu’nun sakinleriydi. Med’ler 6 ayrı kavimden oluşuyordu. Aziranti, Budii, Busae, Magi, Paratecini, Struchates. Medler, Asur’lulara karşı ayaklanan ilk gruptu. Ve dört kuşak için hüküm sürdükten sonra, Pers İmparatorluğu’nun oluşum aşamasını belirledi. Med İmparatorluğunun ilk Kralı Deioces’ tir.

Cyrus’un Doğu’daki fetihlerinin kesin sınırları bilinmemekle birlikte modern Pakistan’daki Paşever bölgesine kadar geldikleri söylenir. Doğudaki zaferlerinden sonra Batıda Babil’i (Babylon) istila etti.

MÖ. 539’da, “bir damla kan dökmeden”Büyük Cyrus, Chaldae İmparatorluğunu Babil’e ekledi. Chaldaea, fazla bilinmeyen antik, Başkenti Babil ile birlikte Dicle-Fırat vadisindeki en eski ulus olarak geçiyor ve bilindiği kadarıyla özgün bir sanat üreten orijinal bir ulustu. Sanatı ile meşhur olduğunu bildiği için Cyrus burayı da topraklarına katmak istemiştir.

Cyrus, Babil’in son kralı Nabonidus’u tutukladı. Cyrus’a göre “Sümer Kralı, Akad Kralı ve Babil Kralı” İmparatorluk içi iletişimlerde yardımcı olmalıydı. Amacı kan dökmek değil; topraklarına bilge Krallar ve krallıklar eklemekti. Babil, Ecbatana, Pasargadae ve Susa, Cyrus’un komuta merkezleri olarak kullanıldı.

MÖ. 547’de Cyrus gözlerini bugün Türkiye topraklarında bulunan Eski Lidya Krallığının başkenti, dönemin en zengin kenti Sard’a (Salihli Manisa) dikmişti. Başkent Sardes, Lidya Kralı Croesus (Karun) döneminde gücü ve zenginliği nedeniyle, gezginlerin ve filozofların uğrak yeri olmuştu. Bu ziyaretçilerden birisi de, M.Ö 640-559’da yaşamış, Atinalı hukukçu, devler adamı, şair ve filozof olan, eski çağın yedi bilgesinden biri kabul edilen Solon’dur.. ” Karun gibi zengin” deyimi Croesus için kullanılır.

Lidyalılar Perslerr saldırmaya cesaret ederek büyük bir hata yapmıştı. Ve Cyrus öcünü alacaktı… Artık dünyanın tüm altınları bile Lidya Kralı Croesus’u kurtaramazdı. Croesus’un dünyanın en zengin adamı olduğu söyleniyordu. ”Karun (Croesus) gibi zengin” sözü onunla ilgilidir. Lidya Büyük Cyrus için zengin altın ve gümüş yataklarıyla büyük bir armağandı.

Büyük Cyrus Lidya Kralının saldırmaya cesaret etmesine karşı şöyle demiştir:

”Croesus! Pers İmparatorluğu’na karşı bir ordu oluşturmaya cesaret ediyorsan, 14 asil Lidyalı gençle birlikte canlı canlı yakılacaksın.”

images-19[2]
Tanrı Apollon
Pers askerleri, Croesus’u elleri ve ayakları bağlı bir şekilde odunların üzerine yatırırlar. Efsaneye göre Croesus kurtarması için Tanrı Apollo’ya seslenir. Aniden şiddetli yağmur yağmaya başlar ve alevler söner. Tanrı Apollon, Croesus’u kurtarmaya gelmiştir. Ve Croesus yanarak ölmekten kurtulmuştu. Her şey Pers lideri Cyrus’un insafına kalmıştı. Büyük Cyrus, Coesus’a ”Neden Perslilere saldırmaya kalkıştığını” sorar. Croesus da tanrıları suçlar ve onca ölüme yol açtığı için pişman olduğunu söyler. Croesus odunların üzerindeyken ”Bilge Solon’ un” sözleri aklına gelir: ‘Hiçbir canlı mutlu değildir. Her şeyin sonuna bakmak gerekir.” Ve acıyla haykırır: ”Ah Solon! Solon! Solon!” Pers İmparatoru Cyrus, bilge mahkumunun hayatını bağışlar. Lidya Kralı Croesus, yine de hala Perslerin esiri olmaktan kurtulamamıştır. Cyrus, onun gücünü yeni bir yöntemle kullanmayı öğrenir. Ama Croesus’tan elde ettiği yalnızca bilgelik değildir. Bazı kaynaklarda Pers İmparatoru Büyük Cyrus’un Lidya Kralı Croesus’u akıllı bir danışman olarak tuttuğu yazmaktadır.

Lidyalılar standart bir para geliştirmek için altınlarını kullanırlar. Persliler, bu fikri benimseyerek imparatorluğa yayar. Zamanla Antik Yunan’da ve Antik Dünya’da ”standart para” basılır. Altınla ve Croesus’un bilgisiyle zenginleşen Cyrus, İmparatorluğunu genişletir. Ve bu sırada yabancı kültürlere saygı ve hoşgörü konusunda yeni bir şöhret kazanır.

MÖ. 539’da Cyrus sürgünde köle olarak yaşayan Kudüslü Yahudilerle karşılaşır. İncil’de şöyle denir: ”Yıllardan beri Babil kıyılarında ağlaşıyorduk.” Cyrus onların evlerine dönmelerine izin verir. Ayrıca Kudüs’teki tapınaklarını onarmaları için para verir. Büyük Cyrus, tarihte ”akıllı hükümdar” olarak yer alır. Diğer kültürlere ve dinlere saygı gösterip önemseyerek başarı ve refahı ile bilinen bir İmparatorluk yaratmıştır. Cyrus bütün bu yaptıklarını, silindir şeklindeki bir kil tablete yazdırır. Yani ilk İNSAN HAKLARI ŞARTNAMESİNİİ yazdırır.

Cyrus hoşgörülü bir fatih olarak kabul edilmişti. Cesur ve cömert bir yapıya sahipti. Eski çağlarda kısa sürede bir hükümdardan beklenen üstün niteliklerin simgesi haline gelirken, bir imparatorluk kuran müthiş bir adam olarak anılır. Büyük dini hoşgörü gösteren ve İmparatorluğun çeşitli kesimlerine kültürel özerklik tanıyan Pers yönetimi, ileri görüşlü bir sistem olarak uzun süre ayakta kaldı.

Onun bu kişiliği ”Büyük İskender’i” bile etkilemişti. Şimdi bile düşüncemizi etkilediği düşünülüyor olabilir.

Sevgilerimle,

Esra DOĞRUL

4 Comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s