NÖTRİNO AVI

CARL SAGAN’IN KOZMİK TAKVİMİ 

Bölüm 3:

Antik Çağda Güneş

MÖ. 10.000 yılından beri insanlar, güneşe duydukları saygıyı ve hayranlığı çizimlerle ve yazılarla dile getirdi. Bunun nedeniyse; güneş her gün doğarak insanların dünyasını aydınlattı, sıcaklık ve güvenlik sağladı, onları soğuktan ve geceleri ortaya çıkan yırtıcı hayvanlardan korudu. İnsanlar anladı ki, güneş olmadan ekinler büyümez ve bu gezegen üzerinde yaşam devam edemezdi. Bu gerçekler güneşi tüm zamanların en çok tapınılan nesnesi haline getirdi ve güneş sonsuzluğun simgesi haline geldi.
Sonsuzluk duvarı olan ölüm karşısındaki çaresizliğinin bilincinde olan insanoğlu, tarih boyunca ölüm endişesini ortadan kaldırmak ve ölümsüzlüğe ulaşmak için çabaladı. Bu yüzdendir ki, yaşantılarının verilerini alıp, çeşitli araçlarla tekrar dışa vurarak, sanatın en fazla ilgilendiği ve kullandığı temalardan biri olan sonsuzluk duygusunu, meydana getirdikleri ölümsüz eserlere taşıdılar.

Ölümsüz Güneş Tanrısı

Mısırlılar için ölüm mevcut değildi ve nasıl güneş her sabah yeniden doğuyorsa; ölüler de yeniden dirilecek, her ölü toprağın öbür yüzünde kendine, dünyadakine benzer bir yer ve bir varlık bulacaktı.
Mısır’ın ünlü Firavunlarından II. Ramses’in görkemli Ebu Simbel Tapınağı’nda bulunan heykeline, her yıl olduğu gibi sadece, “doğum ve taç giyme günleri” olarak kabul edilen 22 Ekim ve 22 Şubat’ta güneş ışığı vurur.
Tapınağın tasarımı öyle bir şekilde yapılmış ki, güneş doğarken ışığının buraya yılda sadece 2 gün girmesi gerçekten mucizevi gibi görünüyor. Bu kudretli hükümdarın da üstünde şahin kafalı güneş tanrısı Ra-Horakhty’nin (ya da Ra-Horus) heykeli vardır. Işınlar tapınağa girdiğinde altın rengi ışıklarıyla tanrıların heykellerini aydınlatır ve kutsal alana ulaşırlar. Ama bir tanrı her zaman karanlıkta kalır…
Ptah, evreni ve diğer her şeyi yarattığına inanılan Antik Mısır’ın en büyük tanrısıdır. Ptah’a tapınaktaki güneş ışığının vurmaması, evrenin kökeninin ebediyen gizli kalmasını sağlıyormuş gibi görünmesi izlenimi verir.
Asvan kentinde yer alan 3.200 yıllık tapınaktaki heykele güneşin vurma anı, yüzlerce yerli ve yabancı turist tarafından izlenir. Güneş, şafak vakti saat 06.22’de antik tapınağın karanlık iç odasını yaklaşık 20 dakika boyunca aydınlatır.

ebu simbel antik çağ

Güneşi yüzünüzde hissedin. Sizi ısıtan enerjinin yolculuğu 10 milyon yıl kadar önce güneşin kalbinde başladı!
Yüzünüze vuran 10 milyon yıllık ışık!

Carl Sagan’ın kozmik takvimine göre güneşimiz ne zaman doğdu?

Big Bang’den 9,3 milyar yıl sonra; yani 4,5 milyar yıl önce, 31 Ağustos günü bir yıldız olarak doğdu. Güneş sadece güneş sistemimizin merkezinde yer almaz, hayatımızın da merkezini oluşturur. Dur durak bilmeyen devasa bir enerji santralidir.
Dünya Güneş’in radyasyon enerjisinin ancak küçük bir bölümünü alır; bununla birlikte saçılan enerjinin hatırı sayılır bir hacmi bulunur. Yeryüzünde bir metrekarelik alana sadece bir dakika vuran güneş enerjisi bir litre suyu kolayca 10 C’’den fazla ısıtmaya yeter.

Güneş’in İçi

Bütün yıldızlar gibi, Güneş de sıcak gazlardan oluşmuş bir küredir. Çapı Dünya’nınkinden 109 kat daha büyüktür. Hidrojenden oluşur, ama çok az miktarda helyum ve çeşitli diğer ağır elementler içerir.
Güneş’in çekirdek bölgesindeki gaz kendi ağırlığı altında güçlü biçimde sıkışır ve çekirdek sıcaklığı sadece 15 milyon C° kadardır.
Güneş kendi çekim gücünü bir arada tuttuğu bir nükleer füzyon reaktörüdür. İçe doğru çekimi ve sıcak gazların dışa doğru itimi sayesinde dengede kalır. Bu denge milyarlarca yıldır sürmektedir.
Dünyadaki yaşamı mümkün kılan evrimi de bu sağlar. Güneşin merkezinde hidrojenle helyumun füzyon tepkimeleri sayesinde fotonlar halinde nükleer enerji açığa çıkar. Bu ışık partikülleri yavaşça yüzeye yükselir ve burada güneş ışığı olarak görülürler. Helyum güneşin nükleer fırınının külüdür.
Nükleer füzyonla salınan enerji nötrino (kütlesiz ve etkileşimsiz bir parçacık) biçimindedir ve doğrudan Güneş’in dışına taşınır.

güneş sun

Nötrino Avı

Japonlar nötrinoların izini sürebilmek için yerin 800 metre altına Süper-Kamiokande nötrino dedektörü yerleştirdi.
Aklı başında bir insan astronomik gözlem evini yerin o kadar altına yapar mı diye sorabilirsiniz.
Kozmos’un en zorlu avında, nötrinoların peşinde olanlar yapar. Bir nötrino 100 ışık yıllık çeliği hiç yavaşlamadan geçebilir. Çünkü nötrinolar maddeyle neredeyse hiç etkileşime girmez. Japonlar bu dedektörü hiç ağırlığı olmayan bir parçacık için yaptı. Minicik elektronun kütlesi bile bir milyon kat fazlayken, hayalet parçacık nötrinolar o kadar yoklar ki; izini sürebilmek son derece büyük çaba gerektirir.
Bir nötrino, madde ile çarpıştığında nadiren ortaya dairesel olan ve neredeyse aniden tekrar kaybolan bir ışık çakması olarak ortaya çıkar; dedektörlerin görevi de bu parlamaları tespit etmektir.

nötrino dedekt

Evrenin ilk oluşumda proton veya nötronlar yokken bile nötrinolar bulunmaktaydı. Nötrinoları avlamanın amacı evrenin ilk anları ve kozmos hakkında daha bilgi sahibi olmaktır. Üstelik evren bu nötrinolarla doludur. Öyle ki, her saniyede vücudunuzdan milyarlarca, hatta trilyonlarca nötrino siz hiç fark bile etmeden geçip gitmektedir. Dünya’nın her bir cm²’sinden ise saniyede 65 milyar nötrino geçmekte ki bunlar sadece Güneş kaynaklı olanlardır.
Nötrinolar, Güneş’in merkezinde üretildikten sonra hızlı bir şekilde yüzeye ulaşır ve Dünya’ya doğru yolculuklarına başlar. Güneş yüzeyindeki enerji ise o noktaya ulaşmak için yüz binlerce yıllık bir zaman dilimine ihtiyaç duyar, dolayısıyla yüzey parlaklığı bize çok önceki bir zaman dilimini gösterir. Bilim insanları da her ne kadar yüzey parlaklığında bir anormallik olmasa da, nötrinoların yer yüzüne daha çabuk ulaşmaları sayesinde değişimleri önceden farkedebileceklerini düşündüler.
Japonlar akıılı insanlar!
Samanyolunun komşusu olan Macellan Bulutu Güney yarım küreden görünebilir. Her bir süpernova patlamasında nötrinoların Süper-Kamiokande dedektörüne ulaşabilmesi için yerin 800 metrelik altımızdaki demir katmanından geçmiş olması gerekir. Nötrinolar dünyaya süpernovanın ışığından bile 3 saat önce ulaşır.

Peki, hani hiçbir şey ışık hızını geçemiyordu?

Batan gemiden kaçan fareler gibi patlayan yıldızın merkezinde oluşan nötrinolar da ışık hızına yakın bir hızla saniyeler içinde üst katmanlardan geçip gider. Ama patlayan gazın şok dalgası ışık hızının 1/10.0000 hızla yıldızın merkezinden ayrılır. Ardından yıldızın yüzeyine ulaşır. Böylece yıldız Süpernova 1987 A’ya dönüşür. Patlamanın yıldızın yüzeyine ulaşarak onu parçalaması ve aşırı sıcak çekirdeği ortaya çıkarması saatler sürer. Ama nötrinolar yarışa erken başlar. İşte bu yüzden nötrino yağmuru dünyaya ışıktan daha önce ulaşır.

SN 1987A, Dünya'dan yaklaşık olarak 168.000 ışık yılı uzaklıkta Büyük Macellan Bulutu içinde Tarantula Bulutsusu eteklerinde yer alan bir süpernova kalıntısıdır. SN 1987A teleskobun icadından beri en yakın kaydedilen süpernovadır.
SN 1987A, Dünya’dan yaklaşık olarak 168.000 ışık yılı uzaklıkta Büyük Macellan Bulutu içinde Tarantula Bulutsusu eteklerinde yer alan bir süpernova kalıntısıdır. SN 1987A teleskobun icadından beri en yakın kaydedilen süpernovadır.

 

Güneş orta boyutta bir yıldızdır.

Uzayda bizim güneşimiz kadar büyük ve parlak güneşlerde vardır. Yüksek kütleli bu yıldızlar süpernova patlamaları sayesinde hızlı yaşayıp genç ölürler. Bu patlamalarla oluşan sıcaklık güneşin merkezindekinden çok daha yüksektir. Gökyüzü gündüz bile yıldızlarla doludur, ama hepsinden daha parlak ışıldayan Güneş görülebilir.
Yıldızların ışığı her şeyden hızlı hareket eder. Nötrinolar hariç. Bu hız sınırsız değildir. Işıklarının bize ulaşması zaman alır. En yakın yıldızların ışığını görmemiz yılları, daha uzak yıldızların ışığını görebilmemiz yüzyılları bulabilir. Sebebi ışık hızlarının düşük olması değil, ışıklarının bize ulaşana kadar çoktan ölmüş olmasıdır. İşte o yıldızların sadece hayaletlerini görürüz. Işıklarını seçebiliriz ama cisimleri çok uzun zaman önce yok olmuştur. Uzaya bakarken geçmişi görmemiz kaçınılmazdır.
Işık 1 saniye de 300.000 km veya 186.000 mil kat eder. Bu neredeyse dünyayla ay arasındaki mesafe kadardır. Yani Ay 1 ışık saniyesi uzaktadır. Aya bir sonraki bakışınız da 1 saniye öncesini göreceksiniz. Güneşse aslında orada, baktığınız yerde değildir.

güneş ışınları dünyaya vururken

Gün doğumuysa bir illüzyon!

Açık bir arazide veya denizde batan güneşin görüntüsü, bükülmüş güneş ışınlarının görüntüsüdür. Bu seraba sebep olan şey de dünyanın şeklidir.
Gündüzden geceye geçiş sürecinde güneş ışınları atmosfer içerisinde çok daha fazla yol kat eder. Bu da mercek etkisine sebep olur. Atmosfere eğik bir açıyla gelen ışınlar aynı bardak dibinden geçen ışığın kırılması gibi kırılır ve bükülür. Biz de güneş aslında o noktaya gelmemişken 2 dakika önceki ufkun üzerindeki yansımasını görürüz.
Gün ışığının dünyaya ulaşması yaklaşık 8 dakika sürer. Yani güneş 8 ışık dakikası uzaklıktadır. Dünyadan baktığımızda ancak güneşin 8 dakika önceki halini görebiliriz.

Bir şey daha…

Güneş aslında doğmuyor!

Dünya dönerken biz de beraberinde dönüyoruz. Dışarıdan anlaşılmasa da şu an ben, siz ve gezegendeki herkes bir jetten daha hızlı ilerliyoruz.

Hazır konuya gelmişken ekleyeyim:

Ufuk çizgisi de aslında gerçek değil!

Öyle bir sınır yok!

Ufuk da bir diğer illüzyon!

KAYNAKÇA:
Carl Sagan-Cosmos
Neil Degrasse Tyson-Cosmos
http://arkeofili.com/firavun-2-ramsesin-tapinagina-her-yil-oldugu-gibi-gunes-vurdu/
http://knowgeee.blogspot.com.tr/2017/06/olumun-olumsuzlugu.html
http://www.wikizero.info/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvU8O8cGVyLUthbWlva2FuZGU
http://www-sk.icrr.u-tokyo.ac.jp/sk/index-e.html
https://www.atlasobscura.com/places/super-kamiokande
https://phys.org/news/2016-11-super-kamiokande-detector-awaits-neutrinos-supernova.html

 

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. blog gelişim dedi ki:

    esra günenişin ilham verici dünyasında güzel bir makale olmuş. Güneşin doğuşunun mistizmi batışının arebeski bana daim derin duygular histtermiştir. Özellikle mısırlıların güneşi incelemeleri ve ona göre bina inaşaa etmeleri derin mir mananın eseridir bence. Bunun yanında en çok merak ettiğim uygarlık mayalar. Bir ara onlarında mistik yaşamına dair bir makale bekliyorum.

    Liked by 1 kişi

    1. esradogrul dedi ki:

      tesekkur ederim degerli onerileriniz icin. elbette aklimda var mayalara ait butun bilgiler… insallah onlara da deginecegim.

      Liked by 1 kişi

  2. Çok güzel bir makale gerçekten cümleler hele çok iyi sürüklüyor 😊

    Liked by 1 kişi

    1. esradogrul dedi ki:

      teşekkür ederim.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s