ORTALIK IŞILDIYOR

Evren sayısız yıldız, gezegen, galaksi ve hepsinden önemlisi hayal bile edilemeyecek boyuttaki uzaydan oluşur. İnsanoğlu dikkatli bakışlarını bu uzaya çevirmiştir. Biz insanlar, başka yıldızların gezegenlerini çok yakın zamandan beri tespit edebiliyoruz. Ancak galaksimizde milyarlarca gezegen olduğunu da biliyoruz. Sayıları yıldızlardan fazladır. Hemen hepsi muhakkak dünyadan çok farklıdır. Sonsuz karanlıkta sürüklenirler. İnsan gözü kozmozdaki ışığın çok azını görebilir. Yani çıplak gözle çok az sayıda yıldız görebiliriz. Ama bilim bizim duyularımızın algılayamadıklarını görme fırsatı sunar. Kızılötesi, gece görüş gözlüğüyle görülebilen bir ışık türüdür. Eğer karanlığa bir kızılötesi sensörü bırakırsak birçok gezegeni ve yıldızları görebiliriz.

Öte yandan insanların bu kozmik olaylardan kopuk biçimde yaşamasının mümkün olmadığını da kavrıyoruz. Kozmik ortamımızı ne kadar iyi tanırsak, içindeki konumumuzu daha iyi anlayabiliriz. İnsanoğlunun sonraki büyük macerasının, yani uzayın derinliklerine dalışının ardındaki itici güç budur.

Peki yaşam hakkında ne biliyoruz? Sadece tek bir yaşam biliyoruz. Dünya’dakini.
Gökyüzünde ne görüyorsunuz? Bomboş uzayı.

421530main_GalacticCore_090105_HI_full-01[1]

Samanyolu’nun kızılötesi görünümü budur. Bu görüntüyü çıplak gözle görmemiz mümkün kılınmadı. Bakınız, sadece parlak olanlar değil, her bir nokta birer yıldızdır.

images-1-01[1]Kaç yıldız var?
Kaç dünya var?
Canlı olmanın kaç yolu var?

Bu resimde yani kendi galaksimiz de bizim yerimiz nedir? Şurada küçücük bir nokta görüyor musunuz? Kendinizi küçük mü hissettiniz? Eee kozmozu düşününce küçüğüz tabi.

Bizim yaşadığımız yer yani dünyamız, kendi galaksimizin merkezine bile 30.000 ışık yılı uzaklıktadır. (1 ışık yılı 9.5 milyon kilometredir.)

Aşağıdaki resimde en küçük noktalar dahi gördüğümüz her nesne birer Galaksi’dir. Buradan kendi galaksimizi bile bulamıyoruz!

Hubble’s colourful view of the Universe
Milyarlarca Galaksi.

Her bir galakside milyarlarca güneş ve sayısız dünya vardır. Evren adına Evren. Ucu bucağı olmayan dünyalar…

Peki, evreni anlamak için nasıl bir gözlem yapmamız gerekiyor?
‘’Söz konusu yaşam değerimizi anlamayı biraz daha açabilirsek?’’

Somut bulgulardan yoksun olduğumuz için moleküllerden insanın oluşumu ancak ‘’mikro evrenle’’ açıklayabiliriz. Bu mikro evrenin içinde milyarlarca çeşit mikro organizma, hücre, DNA; madde ve onu meydana getiren moleküller, atomlar, sonra elektronlar, çekirdek içindeki protonlar, nötronlar; onların da içlerinde ölçülemeyecek kadar minik kuarklar, gluonlar; iç içe geçmiş labirentler vardır. Bu labirentlerin DNA kodlarının; insanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde ortak olduğu gözlemlenmiştir.

Ne yaratılış ama? İç içe kodlar…
Ağaçlar, kelebekler, kurtlar, mantarlar, köpekbalıkları, bakteriler ve serçelerle atalarımızın ortak olduğunu hiç duydunuz mu?

Charles Darwin, bu fikre dair ilk delillerini 1859’da sunmuştu. Ona göre canlılar genlerindeki değişiklikler yoluyla doğal çevrelerine kesintisiz bir uyarlanma sürecinden geçmişlerdi. Hiç kuşkusuz insanın türeyişi ve gelişiminin ilk basamakları, onun hemen aşağısında bulunan hayvanlarınkilerle özdeşti; insanın bu bakımdan maymunlara, maymunların köpeklere olduğundan daha yakın olduğu söz götürmez bir gerçekti.

Darvin’in yarattığı tartışmalar doğa bilimlerinde çığır açarken, toplumun kutuplaşmasına da yol açtı.
Peki neden?

Çünkü geleneksel inancın merkezindeki unsurlardan biri tüm hayvanlardan bağımsız olarak yaratılmamızdır. Diğer canlılarla ortak oluşumuzun düşüncesinden gelen rahatsızlık hissi kendimizi özel hissettirmediği için hiçbirimizin hoşuna gitmez.

Temel yaşam fonksiyonları gibi, örneğin şekeri sindirmek gibi genel komutlar söz konusu olunca biz ve diğer türler neredeyse tıpatıp aynıyız. Çünkü bu komutlar o kadar temel ki farklı yaşam türleri birbirlerinden ayrılmadan önce oluşmuşlar.

Canlılığın bile tarifini yapamazken, neyi ne kadar bildiğimizi nasıl iddia edebiliriz? Bizler hem makro âlemin hem de mikro âlemin vazgeçilmez birer parçası değil miyiz? Bizler atomdan kurulmadık mı? Etten, kastan ve kemikten yaratılmış olan vücudumuzun maddi yapısı, temel parçacıkların küçücük dünyası değil mi?

Atomların hikâyesi Big Bang’le başladığına, canlı ve cansız her varlık atomlardan kurulu olduğuna göre, konu makro evren boyutlarına taşınırsa, karşımıza ne gibi gerçekler çıkar görelim…

r9800210-dark_matter_distribution-spl-01[1]
”Bu süperkümenin tamamı dahi evrenimizin çok küçük bir parçasını oluşturuyor.”

Gökyüzünü tamamen örten, bir uçtan diğer uca kadar tümünü kuşatan ve kucaklayan milyarlarca yıldız adasından, galaksilerden oluşmuş makro evrenin neden yapıldığını, nasıl tasarlandığını, nasıl işler hale geldiğini ve nasıl bir hesaplama ile kurulduğunu düşündükçe yine hayretler içinde kalıyoruz. Maddenin bütünleşmesinden güneşler ve gezegen sistemleri, bu sistemlerden galaksiler, galaksilerin kenetlenmesinden içinde bulunduğumuz şu koskoca ‘’kâinat’’ meydana gelir.

‘’Eğer dindar bir insansanız bu Allah’ın yüzünü görmek gibi bir şeydir!’’

Gerçekten insan derin derin düşündükçe bu kadar büyük, bu kadar muazzam bir evrenin yaratılış nedenlerini kendi kendine sormadan edemiyor. Bir şeyleri niçin ve nasıllarla burkulan beyin hücrelerimizin çaresizlik içinde en uygun cevabı bulmaya çalıştığını fark ediyoruz.

Bütün bu soruları sormak hakkımız! Ama cevabını kimse bilmiyor diye de soruyu açıkta bırakmak haksızlık!
Yoksa tesadüf, şans gibi içi boş kavramların arkasına saklanmanın bir anlamı olmasa gerek!

Evrenin yaratılışının son tahlildeki tek amacı, insanın yaratılması olabilir mi? İnsan olmadan bu evren neye yarar veya niye yaratılır?
Yüce yaratıcı bu akıl almaz düzeni, bu ihtişamlı ve uyumlu zarafeti, kendi sanatını, kendi kudret ve cemalini insanlar görebilsin, anlayabilsin de bu muhteşem tasarım karşısında biraz hayret etsinler, biraz hayranlık duysunlar diye mi bu evreni yarattı?

Ama bu kadar beklemeye ne gerek vardı? Tam tamına 13.7 milyar yıl…
Bu doğal olarak bizim sabırsızlığımızın bir göstergesi değil mi?
Yüce Allah indinde zaman yoktur ki, bizim gibi zamana bağlı ve bağımlı kalsın.
Allah’ın yarattığı kanunları, Allah’a uygulamak mümkün olabilir mi?

Çok sayıda yabancı Literatür de,  ‘’Tanrı evreni yaratmadan önce ne yapıyordu? Sorusuna şu esprili cevap verildiği söylenir:

‘’Tanrı, Big Bang’den önce senin gibi düşünenleri atacağı cehennemi yaratıyordu!’’

Bir toz tanesinin üstünde yaşayan akıl almaz bir enginlikte süzülen insancıklar olabiliriz. Ama küçük düşünmüyoruz. ‘’Sanırsın ki sen küçük bir cisimsin. Hâlbuki sende koca bir Âlem dürülmüştür.’’ (Hz. Ali)


Biz insanlar, yani en şerefli olan, hidayet ve hilafet hırkasına bürünmüş olan bizler de evrensel bir yapıya sahip değil miyiz?
İnsanla evreni nasıl ayrı tutalım?

Mevlana ne de güzel söylemiş:

‘’Ey Sen! İlahi kitabın nüsrası
Ve ey Sultanlar Sultanının Cemal aynası
Âlem de ne varsa hepsi sensin
Aradığını kendinde ara, çünkü aradığın sensin!’’

Yaşamın kaynağı bilimin çözülmemiş en büyük gizemlerinden biridir. Ya da yaşamın kaynağı üzerinde durmadığımızdan kaynaklanıyor da olabilir. Kâinat kitabını okumak isteyen insanı, insanın kitabını okumak isteyen de kâinatı okusun yeter! Her ikisini okumak isteyen, Kur’an’ı okusun!

‘’Biz gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. (Duhân: 38)
İnkâr edenler gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi?
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.’’ (El-Enbiya:30/31)

 

Sevgilerimle,

Esra DOĞRUL

Kaynakça:
Charles Darvin-İnsanın Türeyişi
Taşkın Tuna-Muhteşem Tasarım
NTV Yayınları-Bilgi Küpü

 

 

12 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Onurunkalemi dedi ki:

    Birçok soruya da cevap veren yazı olmuş.Allahın varlığına en büyük delildir bence evren…

    Liked by 2 people

    1. esradogrul dedi ki:

      Çok tesekkur ederim degerli yorumunuz icin.

      Beğen

  2. Onurunkalemi dedi ki:

    Böylesine güzel yazıları her zaman bekleriz… Ben teşekkür ederim

    Liked by 1 kişi

    1. esradogrul dedi ki:

      Çok tesekkur ederim. Ben de sizin yazilarinizi taktir ediyorum. Gercekten cok faydali bilgiler paylasiyorsunuz. Başarilarinizin devamini dilerim.

      Liked by 1 kişi

  3. Onurunkalemi dedi ki:

    Onore ettiniz sağolun 😊😊

    Beğen

  4. hkaygun dedi ki:

    Değerli bir bağlamsal düğüm yazısı, elinize sağlık… anlayabilmek, farkındalık.. Naçizane ben, evrensel büyüklüğü gelin böceklerine, örümceklere, yapraklara, kediler köpeklere indirgemeyi şiar edinmeye çabaladığım için iştirak etmeye çalıştım

    Liked by 1 kişi

    1. esradogrul dedi ki:

      Çok tesekkur ederim degerli yorumlariniz icin. Hepimizin degerimizi anlamasi dilegiyle…

      Beğen

  5. hkaygun dedi ki:

    Bümbüyük ama küçücük hayatımızda dilim döndüğünce ‘sırtın ağrır’ şiirimsimle becermeye çabaladım anlatabilmeyi… Her şeye değer ver, gör, yorul, insan olmaya çalış.

    Liked by 1 kişi

  6. hkaygun dedi ki:

    Dileğinize gönülden katılıyorum.

    Liked by 1 kişi

  7. Demet dedi ki:

    Harika yazı , Allah’ın varlığını. Gerçekliğini belirten ,
    Kuran’ın içinde doğruların yazıldığını çok güzel açıklamışsın eline sağlık

    Liked by 1 kişi

    1. esradogrul dedi ki:

      Tesekkur ederim guzel kalkpli arkadasim. Elimden geldigince anlatmaya calisirim… bunun icin sıkı calisiyorum.. fikih dersi aliyorum.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s